Ana Sayfa Kitap İncelemesi Kitap İncelemesi: Philip Pettit, Bir Özgürlük Ve Yönetim Teorisi: Cumhuriyetçilik

Kitap İncelemesi: Philip Pettit, Bir Özgürlük Ve Yönetim Teorisi: Cumhuriyetçilik

Philip Pettit, Bir Özgürlük Ve Yönetim Teorisi: Cumhuriyetçilik, Çev. Abdullah Yılmaz Ayrıntı Yayınları, İstanbul 1998

Philip Pettit’in Bir Özgürlük ve Yönetim Teorisi: Cumhuriyetçilik kitabı Ayrıntı Yayınları’ndan çıkmıştır. Kitap, Abdullah Yılmaz tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Ocak 1998’de basılmıştır. 380 sayfa olan eser, iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım, cumhuriyetçi özgürlük; ikinci kısım ise cumhuriyetçi yönetim üst başlıklarını taşımaktadır.

İlk Kısımda dört bölüm yer almaktadır. Söz konusu bölümler şunlardır: Negatif ve Pozitif Özgürlükten Önce, Tahakkümsüzlük Olarak Özgürlük, Bir Politik İdeal Olarak Tahakkümsüzlük ve Özgürlük, Eşitlik, Cemaat.

İkinci kısımda ise Cumhuriyetçi Amaçlar: Davalar ve Politikalar, Cumhuriyetçi Biçimler: Anayasalcılık ve Demokrasi, Cumhuriyeti Denetlemek, Cumhuriyeti Sivilleştirmek. Ayrıca kitabın sonunda Cumhuriyetçilik: Önermeler Halinde Bir Özet başlıkları bulunmaktadır.

Negatif ve Pozitif Özgürlükten Önce başlıklı bölümde yazar, öncelikli olarak negatif özgürlüğü açıklamıştır. Negatif özgürlük, en kaba haliyle müdahale olmaması durumu olarak tanımlanmıştır. Bu başlık altında kaçırma ya da hapsetme gibi fiziksel baskılara ek olarak “ya paranı ya canını” gibi tehdit cümleleri de baskı unsuru olarak kabul edilmiştir. Pozitif özgürlük ise; müdahalesizlik ya da kendi haline bırakılmaktan öte, kişinin kendi benliği üzerindeki denetim veya hakimiyeti şeklinde belirtilmiştir.

Tahakkümsüzlük Olarak Özgürlük alt başlığında ise ilk olarak müdahale kavramı açıklanmıştır. Müdahale, kasıtlı olarak seçim yapılan ortamı kötüleştirme olarak tanımlanmıştır. Bir tarafın diğer tarafa müdahale etme kapasitesi ise; tahakküm olarak adlandırılmıştır. Tahakküm, az-çok, şiddetli-gevşek gibi çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilir. Tahakkümün fiiliyat dışında da gerçekleşebilir. Zira keyfi müdahale de tahakküm olarak görülmüştür. Tahakkümsüzlük; bir tarafın diğer tarafa keyfi müdahale etmesine engel olunmasını gerektirmektedir. Tahakkümsüzlük ya insanların eşit güce sahip olmaları ya da rejimin insanların birbirleri üzerine tahakküm kurmalarını engellemesiyle oluşur. Kasıt ve negatif etki söz konusuysa tahakküm oluşmuş demektir.

Bir Politik İdeal Olarak Tahakkümsüzlük bölümünde; tahakkümsüzlüğün neden ve nasıl politik bir ideal olarak görüldüğü konusundaki temel tezler incelenmiştir. Ayrıca neden herkesçe istendiği ve değerleri olduğuna ilişkin yorumlar geliştirilmiştir. Dolayısıyla tahakkümsüzlüğün ilerletilebilmesinin kişilerin keyfine bırakılamayacağı vurgulanmıştır. Yazar aynı zamanda tahakkümsüzlüğün bir araç değil; amaç olduğunu da söylemiştir. Bunu bir çeşit sonuççuluk olarak değerlendirmiştir. Bu sebeple de yazar, kamu kurumları ve yurttaşların özgürlüğü arasındaki derin uçurumu kabul etmez.

Özgürlük, Eşitlik, Cemaat alt başlığında ise; herkesin bir sayıldığı, kimsenin birden çok olmadığı kapsayıcı varsayım, zaten bir tür eşitlikçi taahhütü somutlaştırmaktadır. Çünkü politika, insanları eşit görmelidir. Ancak eşit muamele gerekmeyebilir. Zira eşitlik, iyi olan her şeyden herkesin eşit pay alması demek değildir. Cumhuriyetçi sonuççuluğun maddi bir eşitlikçiliği zorunlu olarak benimsemeksizin, yapısal eşitlikçilik adını verdiğimiz şeyi desteklemesi gerekir.

Yapısal eşitlikçilik, kişinin sahip olduğu tahakkümsüzlük olarak özgürlük yoğunluğunun kendi gücü kadar başka insanların gücünün de fonksiyonu olmasıdır. Bir kişinin elindeki güçlerin politik, yasal, finansal ve sosyal etkiler sağlayabilecek bütün unsurlar kapsadığını düşünün. Bu sadece başkasına direnme ya da onu caydırma gücü değildir. Aynı zamanda başkalarının da elindeki güçlerin bir fonksiyonudur. Kişinin ne kadar direnebileceğini ya da ne kadar caydırabileceğini belirler.

Tahakkümsüzlük olarak özgürlük cemaatçi iyidir. O, ancak insanların cemaatçi etkileşimlerini gerektiren bir düzenleme koşullarında gerçekleşebilir. Ve o, bir kişi için yalnızca kişinin ait olduğu zayıflık sınıfından başkaları için gerçekleştiği oranda gerçekleşebilir; böylelikle bir kadın için bu anlamda ancak kadınlık bir zayıflık alameti olmaktan çıktığında; yani bütün kadınlar eşit olduğunda tamamen özgür olabilir.

İkinci kısmımın Cumhuriyetçi Amaçlar: Davalar ve Politikalar bölümünde, cumhuriyetçiliğin devlet mekanizmasındaki düzeltmek istediği şeyler için çoğulculuğun gerektiği vurgulanmıştır. Bu sayede hak talebinde bulunanların özgür bir dil kullanabilmesi sağlanmış olmaktadır.

Cumhuriyetçi dil dinamiktir. Özgürlük fikrini yeniden yorumlamaya zorlar. Bu sayede yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlar. Tahakkümsüzlük olarak özgürlük ideali tahakkümcü olmayan bir yönetimin olabileceğini kabul eder ve radikal olması sebebiyle müdahale yokluğuyla birlikte müdahale kapasitesinin yokluğunu da şart koşar. Dış savunma, iç güvenlik, kişisel bağımsızlık, ekonomik refah ve kamusal hayatla politikalar oluşturur.

Cumhuriyetçi Biçimler: Anayasalcılık ve Demokrasi bölümünde; cumhuriyetçi devlet, devletin ne olduğu ve ne yaptığı, amaçları ve biçimleri konularıyla ilgili olmalıdır. Yerine getirilmesi gereken anayasal koşulların yerine getirilmesini gözetmeli ve cumhuriyetçi geleneğe bağlı kalınmalıdır. Bu koşullardan biri de hukuk düzeninin varlığıdır. Bir diğeri ise gücün dağıtılmasıdır. Yani güçler ayrılığı ilkesidir. İki meclislilik ve federal düzenlemeler de gücün dağıtılması başlığı altında yer almaktadır. Üçüncü koşul ise çoğunlukçuluk karşıtlığıdır. Çoğunluğun temel konularda düzenleme yapmasının zorlaştırılmasını savunur. Hukuk ve anayasal teminat altındaki yaptırımlara kadar olanlar da buna dahil edilebilir. Yasama, yürütme ve yargı alanında iş görenlerin takdir hakkı olması gerektiği vurgulanır. Sıradan insanların itiraz hakkı olmalı; rızaya dayalı değil itiraz hakkına dayalı bir demokrasi ideali yansıtılmalıdır. Bu demokrasi çeşidi aynı zamanda kapsayıcıdır. Her kesimin temsilcisi var olmalıdır. Şirketlere ve zenginlere karşı halkın çıkarları korunmalı ve devlet gelen itirazlara duyarlı olmalıdır.

Cumhuriyeti Denetlemek; yozlaşabilirlik karşısında, insanları yaptıklarından dolayı cezalandırma ya da ödüllendirme bir çeşit ayıklama yöntemi sayılabilir. Burada önemli olan yaptırımların yansız olması ve faili yabancılaştırmamasıdır. Bu anlamda keyfi idare alanını daraltması öngörülen anayasal ve demokratik kurumlar düzenleyici bir rol oynar. Ancak bu noktada anti-sosyal tipler, düzenbazlar ve failler açısından uygun ayıklama yapılarak uygun yaptırımların sistematik olarak nasıl kurgulanabileceği üzerine düşünülmelidir.

Cumhuriyeti sivilleştirmek; cumhuriyetin amaçlarını üstün tutup uygulamak, yaygın yurttaş eğilimi ve yaygın sivillik desteklenirse mümkündür. Yasal olmasının yanında sivil de olmalıdır. Yani sadece korkudan değil; saygıdan bağlılık yaratılmalıdır. Ayrıca cumhuriyet, insanların fikirlerine ve çıkarlarına da duyarlı olmalı ve uygun talepler üzerinde duracak ısrarcı, erdemli insanlar da bunu dengeleyici unsur olarak yer almalıdır. Farklı ve ortak politikalar için önemlidir.

Devletin kendi başarısı için gerekli yaygın sivilliği cesaretlendirmesi için yapacağı en önemli şey insanların kafalarına yasaların cumhuriyetçi meşruiyetini yerleştirmektir. Bunu da ancak etkili ve itiraz temelli bir demokrasi başarabilir.

Must Read

Toplumsal Gerçekliğin İzdüşüm Alanı Olarak Sinema

Her toplum, tarihsel akış içerisinde kendi toplumsal gerçekliğini üretir. Toplumsal gerçeklik dediğimiz bu olgu, paylaşılan ortak duygular, iktisadi durum, siyasi olaylar, sınıf ilişkileri gibi birçok...

Kadrocuların Ankara’sı Üzerine Bir Deneme

Entelektüel bir hareket olarak Kadro, 1932 yılında, inkılaba ideoloji olabilecek bir fikriyat sistemi yaratmak amacıyla bir araya gelmiştir. İnkılabın köklerinin ancak toplumsal, ekonomik ve...

Hararet, Üçüncü Yol Ve Kemalist Portal’dan Üç Yazı Ve Düşündürdükleri

            Son birkaç ay içerisinde farklı zamanlarda her biri Kemalist çizgideki üç internet mecrasında dikkatimi çeken ve üzerinde düşünmeme sebep olan üç farklı yazı...

Gün Kurtaran Türk Dış Politikasındaki Yanılsamalar

Dış politikanın anlaşılabilmesi hususunda aslında devletlerin karşılaştığı çıktılara da değinmek gerekir. Bu bağlamda aslında amaçlar, stratejiler ve araçlardan yararlanılır. Dış politikanın anlaşılmasına dair yapılan analizlerde politikanın...

Gençliğin Ekonomik Sorunlarına Dair Bir Değerlendirme

Başar Dursun Bu yazı, birkaç ay içerisinde doktora eğitimini tamamlayacak olan bir akademisyen adayı tarafından yazılmaktadır. Elbette yazının yazarı da pek çok...