Ana Sayfa Anlık Dergisi KÜRESEL KAPİTALİST SİTEMDE ‘‘ÇİN ÜSTÜNLÜĞÜ’’ ÇAĞI MI?

KÜRESEL KAPİTALİST SİTEMDE ‘‘ÇİN ÜSTÜNLÜĞÜ’’ ÇAĞI MI?

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikan hegemonyasının kurumsallaştığı yer Bretton Woods konferansı olmuştur. Bu konferansta devletler, korumacı Keyneyen ekonomi politikalarını terk etmiş ve uluslararası ticaret ile uluslararası ekonomiyi ABD’nin başında bulunduğu bir ekonomik sistem üzerinden şekillendirmeyi içeren kararlar almıştır.
Ticaret ve finansın küreselleşmesi sonucunu yaratan Bretton Woods konferansı, Amerikan hegemonyasının ekonomik sacayağı olan Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi üç önemli kuruluşu yaratmıştır. Bu kuruluşlarla birlikte küresel para sistemini Amerikan dolarına endeksleyen bir kur yapısı oluşturulmuştur . Bu noktada ABD’nin küresel kapitalist sistemin liderliğini üstlenmesinde , Amerikan dolarının uluslararası para birimine dönüşmesinin ve New York’un uluslararası bir finans merkezi haline gelmesinin kritik bir önem taşıdığı görülmektedir. Amerika bu şekilde, başlıca ticaret ortaklarının ve siyasi ve askeri müttefiklerinin pazarını yönlendirebilecek ekonomik güce ulaşmış ve az gelişmiş ülkelere borç verip onlara yatırımlar yaparak bu ülkelerin ABD’ye rıza göstermelerini sağlamıştır. ABD’nin bu ekonomik kapasitesi, Bretton Woods konferansında oluşturulan ekonomi sistemiyle doğrudan ilişkilidir. İşte bu yüzden Bretton Woods sistemi, Amerikan hegemonyasını sağlamlaştıran ve hatta hegemonyanın temelini oluşturan yapıdır. Sermaye hareketinin serbestleşmesine dayanan Bretton Woods sistemi, ulus ötesi şirketler aracılığıyla uygulanan ve küreselleşmenin ideolojisi olarak tanımladığımız neoliberalizmin yükselişini temsil eder.

Yukarıda ifade edilen Amerikan hegemonyasının kurumsallaşma şeklinin bir benzerine son yıllarda Pasifik coğrafyası tanıklık etmektedir. Amerikan hegemonyasının imparatorluk tahayyülüne bağlı olarak saldırgan bir vizyona dönüşmesi, hegemonyanın işlevselliğini sağlayan küresel rızayı ortadan kaldırmaya başlamış, sistem içerisindeki aktörler güç dengesi arayışına yönelmiş ve neoliberalizm içerisine girdiği bu sistemsel krizi aşabilmek için yeni hegemonik inşa süreçlerini öne çıkartmaya başlamıştır. Bu bağlamda Pasifik coğrafyasında, Çin kalkınması oldukça dikkat çekici bir görünüm sergileyerek öne çıkmaktadır. Her ne kadar Çinli elitler, Çin’in sosyalizmle yönetildiği vurgusu üzerinden yorumlamalar yapsalar da, Çin’in kapitalist sisteme uyum sağlamış olmanın meyvelerini topladığı açıktır.
Çin son 10 yılda tarihinin en hızlı büyüme oranlarını yakalamıştır. 2000’li yıllarda ortalama %10.4’lük bir oranla büyüyen Çin ekonomisi, dünyanın ekonomik mucize olarak adlandırdığı şekliyle, son 10 yılda 5 kat büyümüştür. Çin’in bu kalkınması Çinli siyaset elitlerini de küresel bir ekonomik model ortaya koymaya yönelik arayışlara itmiştir. Bu arayışlar ilk aşamada BRİCS projesini ortaya çıkartmış ve günümüzdeyse Bir Kuşak Bir Yol (Yeni İpek Yolu) projesiyle daha da ileri bir aşamaya taşımıştır.
BRICS; Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu ekonomik, sosyal ve siyasi bir projedir. Başlangıçta dörtler grubu olarak adlandırılan bu gruba Güney Afrika daha sonradan katılmıştır. BRICS grubunun ismi üye ülkelerin İngilizce isimlerinin baş harflerinden oluşmaktadır. (Brazil, Russia, India, China, South Africa). Bu ülkeler nüfus olarak dünyanın %40’ına tekabül ederken, ekonomik anlamda da dünya ekonomisinin %25’ine tekabül eden bir kapasiteyi karşılamaktadır. Bu ifade edilen veriler, BRİCS’in etkisinin önemini gösterirken daha da önemlisi BRİCS yapılanmasının BRİCS üyesi olmayan ülkelere de BRİCS Kalkınma Bankası üzerinden krediler verilerek özellikle gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasına katkı sağlıyor olmasıdır. Dış politikada soft-power dediğimiz yumuşak güç unsurlarının kullanımını gösteren bu durum, Amerikan hegemonyasının kurumsallaşması sürecinde, ABD’nin gelişmekte olan ülkelere yönelik verdiği krediler ile de benzerlik göstermektedir.

Çin, BRİCS projesiyle inşa etmeye çalıştığı 21.yüzyılın Bretton Woods yapılanmasını bir adım daha öteye taşıyarak, kendi liderliğinde küresel bir ticaret ağı oluşturmak istemektedir. Bu amaç doğrultusunda Çin’in, tarihteki İpek Yolu’nu güncel bir şekilde yeniden inşa etmek istediği görülmektedir.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2013 yılında gerçekleştirdiği Kazakistan ve Endonezya ziyaretleri sırasında ‘‘Bir Kuşak Bir Yol’’ olarak adlandırılan tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması projesini dünya kamuoyunun gündemine sunmuştur. Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz üzerinden Avrupa ve Kızıldeniz’e sonrasında da Afrika’ya kadar uzanan bir İpek Yolu ile küresel bir ticaret ağı yaratılmak istenmekte ve bu yaratılacak ticarete ağı sistemine Çin liderlik etmeye hazırlanmaktadır.

Sonuç olarak hızla kapitalistleşen Çin, küresel kapitalizmin liderliğini üstlenmeye yönelik önemli adımlar atmakta ve Amerikan hegemonyasının yerini alabilmek için hegemonyanın ekonomik boyutunu oluşturmaya yönelik bir kapitalist ekonomi modeli olarak Çin modelini geliştirmeye odaklanmış görünmektedir. Her ne kadar ABD’nin yerine Çin hegemonyasının kurumsallaşması kısa süre içerisinde gerçekleşecek bir gelişme olmasa da, orta ve uzun vadede Çin, bu potansiyele sahip olduğunu ortaya koymakta ve çeşitli verilerle bu durum desteklenmektedir.

1 Gökhan Özkan, ‘‘Uluslararası Güç Dengeleri Bağlamında Uluslararası Finans Sisteminin Yeniden Yapılandırılması: Disiplinler arası Bir Değerlendirme’’, Uluslararası İlişkiler, Cilt 7, Sayı 27, Güz 2010, s.4
2 Harry Magdoff, Emperyalizm Çağı, Sosyalist Yayınlar, Doğan Şafak(Çev.), İstanbul 1997, s.83
3 Doğacan Başaran, Uluslararası Güç İlişkileri Bağlamında İkinci Dünya Savaşı Sonrası Hegemonik Mücadelelerin İncelenmesi, Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Giresun 2017, s.49
4 Kerem Gökten, Çin Yüzyılını Anlamak, Noa Bene Yayınları, İstanbul 2012, s.52
5 Mehmet Savaş Kafkasyalı, ‘‘Küresel Üstünlük Mücadelesi ve Çin’in Yükselişi Muhayyilenin Ontolojik Sırları’’, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2012, sayı 1, s.110 456
6 Başaran, a.g.m., s.102

Must Read

Kemalist Cumhuriyetin Üçüncü Dünyacı Çizgisi Ve Kemalist Elitlerdeki Üçüncü Yol Yanılgısı

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kemalist dönem denildiğinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatta olduğu süreç akıllara gelmektedir. Hayatta olduğu süre boyunca Atatürk’ün “idealist realizm” olarak da tanımlanabilecek bir...

Bir Sosyolog Olarak Behice Boran

Türk siyasi tarihinde önemli bir yer edinen, ilk sosyalist kadın milletvekili ve Türkiye’nin ilk kadın siyasi parti başkanı olarak ilkleri gerçekleştiren Behice Boran; ülkemizin ilk...

Yirmi Birinci Yüzyılda Kemalizm Üzerine Bazı Düşünceler-5 Hep O Aynı “Pireli Şiir”

Deneme dizimizi takip edenler şu noktayı artık açıkça anlamış olmalılar; bu dizi ile ilgilendiğimiz, Kemal Atatürk’ün ve Kemalist devrimci kadronun yaptıkları değil, amaçladıklarıdır. Esasında,...

Yaşasın Cumhuriyet

Yirminci asrın başlarında kırmızı Kıpkırmızı bir bayrak altında, Altın yeleli atlıların tüyleri beyaz Beyaz bir ay ışığı...

Türkiye’ye Yönelik İlan Edilmemiş Savaşın Adı: Pkk

Bu yazının ilk hâli, 19 Ekim 2011’de, PKK’nın Hakkari-Çukurca-Kekliktepe bölgesinde düzenlediği bir saldırıyla 24 askerimizi şehit ettiği gün yazılmıştır. Olayın sıcaklığından kaynaklanan bazı ifadeler ile...