Ana Sayfa Dergiden Sivil Toplumu Kuşatmak: Somut Bir Öneri Çağrısı

Sivil Toplumu Kuşatmak: Somut Bir Öneri Çağrısı

Anlık Dergisi’nin bir önceki (Mart-Nisan 2020) sayısında “Bir İktidar Stratejisi Olarak Gramsci’nin Mevzi Savaşı Taktiği: Güncelliği ve Türkiye’de Uygulanabilirliği Üzerine Bir Deneme” isimli yazımızla tartışmaya açtığımız ve yine Anlık Dergisi’nin 100. Yılında Ulusal Egemenlik Sohbetleri başlığıyla hazırladığı Youtube buluşmalarının 4. Yayınında teorik çerçevesini çizdiğimiz “Kemalistlerin iktidar stratejisi ve yöntemi” mefhumunu bu yazımızla somut öneri ve örnekler üzerinden açmaya devam edeceğiz.

2020 Türkiye’sinde Cumhuriyet devrimi kazanımlarının birçoğunun kaybedildiğini, Kemalist kadroların siyasal alandan bürokrasiye politik düzlemde birçok mevziden koparıldığını ve sivil toplum alanına sıkıştırıldığını, bu durumun ülke siyasetine doğrudan etki edebilme ve yönlendirebilme anlamında büyük dezavantajları olmakla birlikte Kemalist kadroların uzun süredir sırt çevirdiği sivil alanda, geniş kitleleri belirli ilkeler paydasında bir araya getirebilme fırsatı yarattığını ve bu durumun dikkate alındığında önemli avantajlar yaratabileceğini yukarıda belirttiğim yayınlarda vurgulamaya çalışmıştık. Bu yazımızda yine Gramsci’nin kuramsal çerçevesine yaslanarak Kemalist kadroların, Türkiye’nin bugünkü konjonktüründe sivil toplumu nasıl zapt edebileceği, kültürel hegemonyasını hangi araçlarla ve hangi örgütlenme modelleriyle kurabileceği üzerine somut öneriler ortaya koymaya çalışacağız.

Her iktidar siyasetinin aynı zamanda bir toplumsal ittifaklar siyaseti olduğunu bu ittifaklar siyasetine “öncüllük” edebilmenin ise her şeyden önce bir “kadro” ve “program” meselesi olduğunun altını defalarca çizmiştik. Programı yaratacak kadroların oluşturulması o kadroların kendi çalıştıkları alanlarda, kendi mesleki branşlarında yetkin hale gelmeleri ve kendi aralarında kuracakları mesleki dayanışma ağıyla büyüyüp, sivil toplum alanında hareket alanı kazanmalarını sağlayacaktır. Daha somuta indirgeyip örnek üzerinden açıklayacak olursak; bugün hukuk fakültelerinden, tıp fakültesine, mühendislik fakültelerinden özel sektörde çalışma imkanları daha bol olan işletme ve iktisat bölümlerine varıncaya kadar bir çok farklı alanda kendini geliştiren, çeşitli üniversitelerde eğitimlerine devam eden arkadaşlarımız olduğu gibi eğitim sürecini tamamlayıp iş hayatına karışmış bir çok avukat, doktor, akademisyen, iş adamı, tarımcı, sanayici farklı meslek gruplarına dahil Kemalist kadrolar mevcuttur. Bu kadroların kendi aralarında kuracağı mesleki dayanışma örgütlenmeleri, kadroların kendi branşlarında ehlileşmesi ve nitelikleşmesini sağlayacağı gibi alttan yetişen kadro genişliğini de büyütecektir.

Farklı mesleki ve istihsal alanlarında kurulan bu Kemalist mesleki kadrolaşmalar kendi alanlarında saptadıkları memleket sorunlarını tahlil etme ve bu sorunlara çözüm üretme kapsamında program üretecek, bu programlar toplamı, Kemalizmin ülke sorunlarına getirdiği somut çözüm programının kendi alanlarında uzman kadrolar tarafından yaratılmasını sağlayacaktır. Zamanla çeşitli uzmanlık alanlarında kadro genişliğini sağlayan ve ortaya koyduğu programla pratiğe dökebileceği bir strateji ve yönteme sahip olan Kemalist yapılar, kendi mesleki örgütlenmelerinde faaliyet yürüten meslek odaları ve sendikalarda da güçlenecek ve sivil toplumdaki çeşitli baskı grupları içerisinde de belirli bir güce ve nüfuza ulaşacaktır. Bu strateji sivil toplumun kuşatılması ve kazanılması noktasında somut ve uygulanabilir bir yöntem sunduğu gibi siyasal iktidarın zaptına giden yolda önemli bir kazanımı da Kemalist yapı ve kadrolara sunmuş olacaktır.

Sivil toplumdaki sıkışmışlığımızı ve zayıflığımızı aşmak için ortaya koyduğumuz bu mesleki örgütlenme ağı stratejisi de şüphesiz geliştirilmeye ve farklı açılardan derinleştirilmeye açıktır. Bunun yanı sıra konuşulup tartışılabilecek farklı somut yöntem ve programlar da Kemalist kadroların üzerine düşündükçe zenginleştirebileceği bir alan sunmaktadır. Kemalist kadroların ortaya koyduğu teorinin kendi dar çevrelerini aşıp halkın geniş kesimlerinde ve farklı entelektüel çevrelerde temel paradigmaları oluşturması ancak sivil toplum alanında kazanacağı mevzilerle mümkün olabilecektir. Bunun yolu ise artık “eleştirinin eleştirisi yazılarından” veya ne düşünsel anlamda ne de pratikte Kemalist kadrolara hiçbir yarar sağlamayan “Kemalizm şampiyonluğu yarışını”, ve bu anlayışa gebe olan kısır tartışmaları bir kenara bırakmakla mümkün olabilecektir. Gerek düşünsel çalışmalarımızda gerekse pratik siyasette Kemalizmi hegemonik bir güç unsuru haline getirebilmemiz ekseriyetle bir strateji ve yöntem geliştirip uygulamaya koyabilmemize bağlıdır. Yazı dizimizde ve diğer medya yayınlarında ortaya koyduğumuz çağrı da tam olarak bu yöntem ve stratejinin tartışılması ve geliştirilmesine yöneliktir.

Ülkemizin karşı karşıya oldu çeşitli sorunların, Kemalizmin teorik ve pratik alanda yaşadığı kendi iç krizlerinden bağımsız olmadığını görüyor, bu krizi aşabilecek, teori ile pratiği somut ve uygulanabilir bir strateji doğrultusunda iktidar hedefine götürebilecek önerimizin tüm samimi Kemalist dostlarımız tarafından tartışılmasını, üzerine düşünülmesini umuyoruz.

Must Read

CUMHURİYETİN KURULUŞ BİÇİMİ

YAŞAR ERDEM Yazıya bazı alıntılar ile başlayalım:  "Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin...

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı...

Türk Ekonomisi’nin Yeniden Yapılanması İçin Gereken Adımlar

Türk Ekonomisi, Cumhuriyetin ilanından sonra hem küresel hem de yerel buhran ve krizlerle defalarca karşı karsıya kaldı. Türkiye Cumhuriyeti özellikle 24 Ocak...

HOMO SACER ECONOMİCUS

            Pandemi ile ilgili yaptığı açıklamalarla hem kamuoyundan hem de Zizek, Esposito, Nancy gibi düşünürlerden ciddi biçimde tepki toplayan Giorgio Agamben, salgının...

HAYVANLAR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-9 Bana ne olduğunu umursamazsan eğer, Ve ben de umursamazsam...