Ana Sayfa Dergiden KÜRESEL DÜNYAYA KARŞI DURAN KALELERDEN BİRİSİ: VENEZUELA

KÜRESEL DÜNYAYA KARŞI DURAN KALELERDEN BİRİSİ: VENEZUELA

Giriş
Venezuela’da Hugo Chavez’in Şubat 1999’da iktidara gelişiyle birlikte ülkenin iç ve dış politikasında radikal değişiklikler olmuş, ülkede yaşanan “Bolivarcı Devrim” süreci farklı disiplinler açısından giderek artan bir ilgi alanı haline gelmiştir(http://www.aljazeera.com.tr/portre/portre-hugo-chavez, (Çevrimiçi), 31.08.2017).
Chavez’in iktidara gelişi ile ABD’nin Soğuk Savaş boyunca yakın bir müttefik gördüğü Venezuela, ABD’ye meydan okuyan ve ona karşı müttefik toplamaya çalışan –tehdit- haline gelmiştir. Bu ilişki boyutuna rağmen ticari ilişkilerin koptuğunu söyleyemeyiz.
Bizim bu yazıda anlatmak istediğimiz konu Venezuela’da Chavez ile birlikte ABD’nin eski müttefiklerinden birisini kaybedişi ve bunun yanında ABD’nin karşı hamleleriyle uğraşılan sorunlara ve bunun akabinde Chavez ardılı Maduro ile ABD’nin arasındaki problemlere değinmeye çalışacağız.
Chavez Dönemi
Chavez’i iktidara getiren dinamikleri anlamaya yönelik analizler, genellikle Soğuk Savaş sonrasında oluşan yeni uluslararası ortam ve 21. Yüzyılda Latin Amerika’da yükselen popülist sol dalga bağlamında ele alınmaktadır. Halbuki bu süreci anlayabilmek için çeşitli faktörlerin olduğunu görmemiz gerekmektedir(Daha fazla bilgi için: Akgemci 28-38 kaynak belirt).
Chavez’in siyaset sahnesine çıkışı, 4 Şubat 1992’de Carlos Andres Perez hükümetine karşı gerçekleştirdiği darbe girişimiyle olmuştur. Fakat bu ilk girişimleri beklenmedik direnişle karşılaşmaları ve Başkanlık Sarayı Miraflores’e ulaşamamaları yüzünden teslim oldular. Darbe girişimi, yaşanılan ekonomik krizden dolayı siyasileri suçlayan halk tarafından destek görmüştür.
Tutuklandığı zaman Chavez’in darbenin sorumluluğunu üstlenmesi ve şimdilik başaramadıklarını söylemesi kitleler için yeni bir umut doğurmuştu. Chavez bir kahramana dönüşmüştür. Akabindeki süreçte 27 Kasım 1992’de ikinci bir darbe girişimi yaşanmıştır. İlkinden farklı olarak tüm askeri birliklerden katılan komutanlar, Chavez’i hapisten kaçırmak ve Başkanlık Sarayını basmak için eyleme geçtiler. Bu girişimde ilki gibi başarısızlıkla sonuçlandı fakat meşruiyet krizi derinleşti ve mevcut iktidar Perez hükümetinin politikalarının yol açtığı sosyal ve siyasi bölünmelerinin şiddetlendiğini açıkça göstermekteydi. Halk ayaklanması ve darbe girişiminin ardından, partisindeki desteğini de kaybeden Perez 1993’de görevinden alındı.
Bu ortamda yapılan 5 Aralık 1993’teki başkanlık seçimlerini popülist söylemleri ve IMF politikalarına son vermeyi vaat eden Rafael Caldera kazandı. Caldera’nın ilk yaptığı şey Chavez dahil 1992’deki darbe girişimlerine katılanlar için af çıkardı.
Daha sonraki süreçte siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın ilişkileri bağlamında değil, hayat standartları ve yoksulluk üzerindeki durumlardan yola çıkarak geleneksel partilerin aksine, yoksul halk kesimlerine hitap edişi ona iktidarı getiren yolu açmıştır.
Chavez iktidarında Venezuela, ABD’nin bölgedeki hegemonyasını güçlendirmek için kullandığı bütün kurumlara karşılık kendi araçlarını geliştirmeye ve onlara alternatif ürünler koymaya çalışmıştır.
Chavez’in bu durumunu destekleyici ideolojisi Bolivarcılıktır. Bu yönde ülkenin adını Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti olarak değiştirmiştir(http://www.aljazeera.com.tr/ulke-profili/ulke-profili-venezuela, (Çevrimiçi), 31.08.2017). Bolivarcı devrimi kabul ettirebilen lider Chavez olmuştur. Bu devrim bağlamında düşünce sistemini milliyetçi, sosyalist ve anti-emperyalist olarak tanımlamaktadır. Bolivarcılık, Venezuela’nun bağımsızlık savaşının ilke ve hedeflerinden esinlenen fakat o dönemde Bolivar’ın gerçekleştirdiği pratiklerin bütününden çok, üzerine birçok devrimcinin mücadelesinin eklendiği ve farklı kavramların atfedildiği ideoloji olarak ortaya çıkmıştır.
Michael Shifter bunu “popülizm, milliyetçilik, militarizm ve sosyalizmin Güney Amerika’nın Birliği’ne yapılan ‘Bolivarcı’ vurguyla harmanlanması” olarak tanımlar. Sungur Savran’a göreyse, Venezuela’da burjuva milliyetçiliğinin Latin Amerika’nın ortak mücadelesinden güç almaya çalışan ve bunun işçi-emekçi kitlelerinin desteğinden yararlanmayı hedefleyen bir versiyonu olarak niteler.
Bolivarcı ideolojinin geniş halk kesimlerine yayılmasında Kurucu Meclis’in kuruluşu akabinde Bolivarcı ideolojiye dayalı kabul edilen yeni anayasanın oluşu da kolaylık sağlamıştır. İç ve dış politikada yapılan reformlar ile birlikte Bolivarcı projeler devam etmiştir. Bunların yanında dünyanın büyük petrol ihracatçılarından ve üreticilerinden yer alan Venezuela’nın sadece ekonomisini değil siyasetini de belirleyici bir araç olmuştur.
Venezuela’nın politikalar anlamında Mayıs 2005’de TeleSUR(Güneyin Yeni Televizyonu) isimli Arjantin, Bolivya, Küba, Ekvador ve Nikaragua ile birlikte oluşturdukları yapı bölgenin entegrasyonu anlamında karşı-hegemonik telekomünikasyon projesi olarak tanımlanmaktadır.
Bölgesel alternatif kalkınma hedefleyen ALBA projesi 2001’de tasarlanıp 2004’de Venezuela ile Küba arasında imzalanan anlaşmayla gerçekleşmiştir. Böylece kendi çıkarlarına uygun ticaret anlaşmaları hedeflenmiştir.
Bunların yanında MERCOSUR ve And Ülkeleri Birliğinin dışında daha büyük hedeflerle aynı çatı altında birleştiren UNASUR(Güney Amerika Uluslararası Topluluğu) kurulma kararı alınmıştır. Birliğin amacı tarafların katılımı ve onayıyla Güney Amerika halkları arasında bütünleşmek ve sosyal, kültürel ve siyasi bir birlik inşa etmek olarak belirlenmiş olup birçok üye ülkenin katılımına açılmıştır.
Chavez iktidarında ABD ile ilişkilerde her daim gerilim ve çatışma ön plana çıkmış; iki ülke arasındaki geleneksel dostluk ilişkileri sona ermiş ve ilişkilerdeki boyut eşitsizliğinden kaynaklanan sorunların ortaya çıktığı görülmektedir(Daha ayrıntılı bakış için; Akgemci; 2011).

Maduro Dönemi
Chavez’in ölümü akabinde önce geçici akabinde katıldığı seçimleri kazanan Maduro dönemi de çalkantılar devam etmiştir. 2015 Aralık ayında yapılan seçimlerde ABD destekli muhalifler çoğunluğu ele geçirerek hükümeti bloke etmeye başladı.
Fakat seçimlerin akabindeki bu süreç ikili iktidar dönemi olarak başlanan süreci göstermiştir. Meclis çoğunluğunu alan muhaliflerin bazı yerlerde hile yaptıklarına dair görüntüler ortaya çıkmış, Yüksek mahkeme bu milletvekillerinin resmiyet kazanmasını engellemiştir. Ve bu vekillerin olmadığı mecliste Maduro karşıtları meclis çoğunluğunu oluşturamamıştır. Yüksek Yargı’nın Maduro yanında saf tuttuğu yeni bir işleyiş ortaya çıkmıştır.
ABD ise yönetimi ele geçirmek için bir referandum örgütlemeye çalışmış fakat başarısız olmuştur. Bunun akabinde ekonomik saldırı yöntemine başvurmuştur. Gizli ambargolarla karaborsanın yükseltilip, temel gıda maddelerine ve ilaca erişimin imkansız hale getirildiği ve enflasyonun arttığı bir sürece başlanılmıştır. Maduro yönetimi ise, temel gıda ve ihtiyaç maddelerini halka dağıtarak mücadele etmeye çalışmıştır.
Ocak 2017’de, muhalefetin çoğunluğu sağladığı Meclis, Maduro’nun görevini bırakmış olduğunu ve yeni başkan seçilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Maduro buna rağmen meclisi pasifize ederek kararlar almış ve Yüksek Yargı aracılığıyla Mart ayında meclisin yetkilerini fesh etmiştir.
Daha sonrasında ABD destekli muhalefetin sokak eylemlerine başladığı ve kesintisiz eylemlerin olduğu yer yer çatışmalarını da görüldüğü eylemler olmuştur. Maduro ise meclisi yok edecek bir karara adım atıp, yeni bir anayasa ile seçim yapılması kararını almıştır. 30 Temmuz’da yapılan seçimlerde desteklediği hükümet seçimin galibi olmuştur.
Muhalefet ise, kazanamayacağını öngördüğü seçimleri önce boykot edip, sonra –kadife darbeler-de olduğu gibi seçim sonuçlarını tanımayacağını duyurarak eylemlere başladı. Ardından ABD destekli birkaç hafta önce gerçekleşen darbe girişimi oldu fakat sonuçsuz kaldı(http://www.proleterdevrimcidurus2.org/2017/08/07/venezuellada-darbe-girisimi/, (Çevrimiçi), 31.08.2017).

Sonuç
Venezuela, dünyanın tespit edilmiş en büyük petrol rezervlerine sahip olan ülkesi. Onun bu zenginliği ve jeo-stratejik konumu, emperyalist ülkelerin hegemonya mücadelesinin unsuru haline gelmesine neden oluyor.
Venezela’nın bugün yaşadığı asıl sorun, reformizmin ve düzen solculuğunun sınırlarına gelmiş olmasıdır. Petrol dışında üretimi yoktur ve ihtiyaç maddelerinde dışa bağımlıdır. Kamulaştırma, petrol dışında diğer kilit alanlarda son derece sınırlı kalmıştır. Özel mülkiyet sürmüş, hatta Chavez hükümetinin kendi burjuvaları palazlanmıştır. Anti-ABD’cilik “devrim” olarak lanse edilmiş, kitlelerin ABD karşıtlığı Çin emperyalizminin lehine kullanılmıştır. Ne ekonomik altyapıda, ne de kitle bilincinde dönüşüm olmadığı için, kitlelerin ABD tarafından maniple edilmesinin olanakları yok edilememiştir.
Tüm bu eksikliklerine rağmen Venezuela, ABD’nin bölge egemenliğine darbe vuran bir ülke olmuştur. Ve bu, ABD’nin vahşi sömürüsü altında bunalan Venezuela halkının direnişi sonucunda gerçekleşmiştir(http://www.proleterdevrimcidurus2.org/2017/08/07/venezuellada-darbe-girisimi/, (Çevrimiçi), 31.08.2017).

Ahmet Yavuz GÜRLER

Kaynakça
Akgemci, Esra(2011). “Chavez Döneminde Venezuela’nın ABD’ye Yönelik Dış Politikası”. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
http://www.aljazeera.com.tr/portre/portre-hugo-chavez, (Çevrimiçi), 31.08.2017.
http://www.aljazeera.com.tr/ulke-profili/ulke-profili-venezuela, (Çevrimiçi), 31.08.2017.
http://www.proleterdevrimcidurus2.org/2017/08/07/venezuellada-darbe-girisimi/, (Çevrimiçi), 31.08.2017.

Must Read

CUMHURİYETİN KURULUŞ BİÇİMİ

YAŞAR ERDEM Yazıya bazı alıntılar ile başlayalım:  "Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin...

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı...

Türk Ekonomisi’nin Yeniden Yapılanması İçin Gereken Adımlar

Türk Ekonomisi, Cumhuriyetin ilanından sonra hem küresel hem de yerel buhran ve krizlerle defalarca karşı karsıya kaldı. Türkiye Cumhuriyeti özellikle 24 Ocak...

HOMO SACER ECONOMİCUS

            Pandemi ile ilgili yaptığı açıklamalarla hem kamuoyundan hem de Zizek, Esposito, Nancy gibi düşünürlerden ciddi biçimde tepki toplayan Giorgio Agamben, salgının...

HAYVANLAR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-9 Bana ne olduğunu umursamazsan eğer, Ve ben de umursamazsam...