Ana Sayfa Anlık Dergisi Yeni Anayasa Tartışmaları

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı dizisi haline getirebilecek süreçtir. Bu bağlamda daha sınırlı bir anlatım hedeflenecek daha net aktarım sağlanması hedeflenmiştir.

Hukuki alanda konuya daha vakıf olan uzmanlardan ziyade ortaya çıkabilecek yeni sorunlara ele alabilmek için ortaya çıkan bir gereklilik üzerinden konuyu ele almak gerekmektedir. Bu çalışma içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özellikle Boğaziçi eylemleri devam ederken paralelde dile getirdiği bu husus[i] aslında ana merkeze alınacak neden olmakla beraber anayasa değişimlerinin arka planına bir perspektif sunulması amaçlanmaktadır. Türkiye gibi anayasa tarihi uzun yıllara dayanan ülkelerde daha ideal koşullarda yapılması planlanmış hak ve özgürlüklere önem veren anayasaların var olabilmesinin sağlanmasıdır. Bu gibi durumlarda ülkelerin anayasalarını oluşturma süreçlerindeki mutabakat ve bu bağlamdan hareketle ortak verilen kararların vatandaşlara ve siyasi karar alıcılara olmak üzere her kesime hitap edebilir hale gelmesidir.[ii] Bağlam olarak baktığımızda Türkiye’nin anayasal tarihini çok geçmişe götürebilmek mümkündür. 1876 Kanuni Esasi ile başlayan süreçte 1921 Milli Mücadele’nin anayasası olup sonraki aşamada Cumhuriyetin kuruluşunu beraberinde getiren ve takibinde 1924-1961 ve 1982 tarihli dönemlerdeki farklı anayasalar ve değişiklikler ile ideal anayasa yapımı hedeflenmiştir.[iii] Anayasaların değişmesi sürecinde belirli aralıklarla bazı maddelerinin reformu ve bazılarının değişimi ile ülkedeki seçim usullerine etki edecek değişiklikler de yapılmıştır. 

Anayasaların yapım sürecinde kurucu ve kurulu iktidar ayrımları da bulunmaktadır. Esasında bu ana fark günümüz Türkiye Cumhuriyeti’nin karşılaştığı problem olarak gözüken ve birçok tartışmanın ekseni olan problemleri de beraberinde getiren fark olmuştur. Kurucu iktidar, anayasa yapma ve değiştirme iktidarıdır. Bu tanım anayasayı yapan ve anayasayı değiştirme yetkisi olarak iki farklı tanıma yani; asli kurucu iktidar ve tali kurucu iktidar tanımlamasını gerektirir.

Kurucu iktidar, anayasayı oluşturan iktidardır. Ayrıca anayasa tarafından kurulan iktidarların oluşumunu da sağlar. Anayasa tarafından tanımlanan yasama, yürütme ve yargı olarak tanımlanan devletin var olan sacayaklarını oluşturan kurucu iktidardan farklı olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Kurucu iktidar ile kurulmuş iktidarlar arasında ayrımı netleştirmek gerekir. Ek olarak tanımlanan tali kurucu iktidar da bir tarz kurulmuş iktidardır. Açıklamak gerekirse bu iktidarın oluşturulması ve çalışma stili asli kurucu iktidarın tanımladığı anayasa ile ortaya çıkmıştır. Tali kurucu iktidar anayasa değiştirme iktidarı, asli kurucu iktidarca kurulan bir iktidar türüdür.[iv]

Asli kurucu iktidar, hukuk sınırlarının dışında olan bir iktidardır. Var olan hukuk normları arasında çıkar. Ortadaki hukuk boşluğu ya önceden vardır ya da sonradan oluşturulmuştur. Hukuk boşluğu üzerinden iktidar yeni bir anayasa yapar. Ya da ortada bulunan hukuk varlığına karşı da ortaya çıkabilir.[v] Yeni yapılan anaya evveli anayasanın mevcudiyeti yoktur. Eski anayasa yıkılmamış var olan hukuki boşluğun doldurulması hedeflenmiştir. Bu anayasa devletin ilk anayasasıdır. Olağanüstü koşullarda bağımsızlık, devletlerin dağılması ile oluşan yeni devletler gibi durumlarda örnekleri mevcuttur. Sonradan oluşturulan boşluk aslında mevcut anayasada hukuki boşluk meydana getirir. Daha sonra bunu tamamlamaya çalışır. Mevcut anayasanın revizesi sağlanmaktadır. Bu beraberinde bu devrim, iç savaş vb. durumlarla karşı karşıya kalınan bir durumdur. Durumun takibinde asli kurucu iktidar; mevcut siyasal düzeni yıkıp anayasayı ortadan kaldırır. Hukuki boşlukları yeni anayasa üzerinden tanımlayarak doldurur ve siyasal rejimin gidişatını değiştirir.[vi]

Tali kurucu iktidar, anayasanın çizdiği koşullarla anayasayı değiştirebilme iktidarıdır. Tali kurucu iktidarın nasıl olduğu, anayasa değiştirme yetkisinin hangi organa ait olduğu anayasaca belirlenmiştir. Anayasada değişiklik yetkisi, anayasaca oluşturulan organlarca tanımlanmaktadır. Tali kurucu iktidar anayasa tarafından kurulmuş bir iktidar olmaktadır. Tali kurucu iktidar, hukuksal sınırlar içindeki iktidardır. Belirli uygulamalar üzerinden tespit edilmiş kurallara uymak zorundadır. Bunların yanında bu iktidar türü anayasanın biçim, içerik ve zamanlar içinde belirlenen sınırlar üzerinde hareket alanı bulunmaktadır.[vii]

Günümüz iktidarının ve iktidar ortaklarının yapmış olduğu değişiklikler de esasında başlangıç olarak kabul edilen 2002’den günümüze kadar belirli yıl aralıklarla yapılan düzenlemeler olmuştur. Bu durum esasında güç merkezini ortaya çıkardıkça hep daha fazlasının istendiği ve daha kapsamlı yapılması planlanan ayrıntılı madde/fıkra değişimlerini beraberinde getiren bir süreci beraberinde getirmiştir. Karşılaşılan her değişiklik aslında Akp iktidarı üzerinden okuma yapıldığında sistem bir yere kadar gelmiş ama tepkiyle karşılaşılmış ve sorunu aşabilmek için çeşitli insan hakları düzenlemeleri üzerinden söylem geliştirilerek aşılmaya çalışılmıştır. Bu olay 2007 tarihli Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde gündeme gelen ‘367 Krizi’ ile karşımıza çıkmaktadır.[viii] Yapılan reform hareketlerinin engelleri aşabilmek olarak savunulması desteği beraberinde getirirken var olan anayasal sisteminin bozulmasına da neden olmuştur. Esasında ana soru şu olmalıdır. Hani hem bu değişikliklerde ve yapılacak/yapılması gereken olası değişikliklerde: “Gerçekten buna ihtiyaç var mı? Ve gerçekten olacak bu değişiklikler anayasaya zarar vermeyip daha idealize hale getiriyor mu?”.

2010 değişiklikleri, dönemin kadro eksikliği yüzünden belli saiklerle ortak olunan iktidar ortağı olan dini topluluklar ile ortaklaşa yapılan propaganda ile haberlere yansıdığı haliyle her bir vatandaşın ‘Evet’ oyu verebilmesi konusunda aşırı yoğun bir program yürütülmüştür.[ix] Özellikle dönem içinde yapılan reformcu iddia edilen değişimin Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısındaki farklılıklar sonraki yıllara sirayet eden ve hatta günümüzde de var olan sorunları beraberinde getirmiştir. Dönemin iktidar ortaklarından bazı grupların blok oy kullanması ve karşılaşılan siyasi davalardaki durumlar aslında yeni hukuk boşluklarına yeni sorunları beraberinde getiren durumları ortaya çıkarmıştır.[x]

2017 değişiklikleri, 15 Temmuz 2016 tarihli hain darbe girişiminin üzerine ortaya çıkan Yenikapı Mitingleri üzerinden ortaya çıkan iktidar perspektifi üzerinden istenen bir değişiklik olmuştur.[xi] O dönem katıldığım liberal düşüncedeki araştırma merkezindeki bir etkinlik evvelinde bu konulara vakıf olduğunu aktaran hoca, “Şu anki anayasa değişiklikleri eksik biz bunu biliyoruz, sonrasında yeni bir referandum yapılmalıdır. Eksikler tamamlanacaktır.” diye konuyu cevap vermiştir. Bunların yanında günümüze hemen anlık bir bakış atıldığında var olan sözüm ona gerekli denilen değişiklikleri savunan hocanın görüşünde -keşke-leri olduğunu düşünmek ve hatta çoğu paylaşımlarından günümüzde de kontrol ettiğimde şikayetçi olduğunu da takip edilebilmektedir.

Tüm bu ana çerçeveden hareketle Boğaziçi olayları üzerinden karşımıza çıkan yeni Anayasa değişiklikleri esasında gerçekten sistemin eksiklerini mi ortadan kaldıracaktır? Yoksa yeni hukuksal boşluklar mı karşımıza çıkaracaktır? Bu soruyu beraberinde getirecektir. Bunların yanında şu anki yapının değişmesini isteyen her türlü muhalefet partisinin iktidara bir şekilde geldiklerinde parlamenter sistemi tercih etmeyebileceği, çünkü hatırlanacağı üzere tarihi geçmişteki muhalif hangi parti olursa olsun tıpkı Akp’nin muhalefette olduğu zamanlardaki gibi var olan sistemi değiştireceğini iddia etmesine rağmen ortada olan pastadan daha fazlasını istediği aşikardır. Tüm bunları esasında -Başkanlık Sistemi-nin tüm nitelikleriyle denetlenebilir, şeffaf olabilmesi amacıyla düşünen insanların düşüncelerinin tersine bir nevi Güney Amerika, Afrika ya da Rusya tipi başkanlık sistemine evirilen bir hale bürünmesinden dolayı aktarmak gerektiği kanaatindeyim.

Son aşamada durumu özetlemek gerekirse halihazırda yönetildiğimiz anayasanın darbe döneminde yapılmış olduğunu, yapılan değişikliklerle dönemin koşullarına uygun hale getirdiğini söylemek mümkün olsa da oluşturulan her hukuki boşluk daha büyük boşlukları beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda değişiklik ihtiyacı duyulan ve yapılması planlanan reform söyleminin geldiği süreci analiz ettiğimizde iddia edildiği gibi bir engelle karşılaşılmadığı esasında tabir yerindeyse kurucu iktidar olabilme saikiyle daha fazla yetki istendiği bir durumla karşı karşıya gelmemize yol açacaktır. Eğer gerçekten anayasanın reformu yapılacak olsaydı birkaç yıl önce 60 madde üzerinde 4 partinin uzlaştığı değişiklikler meclise veya halk oyuna sunulabilirdi.[xii] Bu durumu hatırlatarak sürecin içindeki siyasi dinamikleri ve yaşanmışlıkları değerlendirerek olaylara bakabilmek gerektiğini hatırlatmak gerekmektedir.


[i] Habertürk, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni Anayasa çağrısı”, (https://www.haberturk.com/cumhurbaskani-erdogan-dan-yeni-anayasa-cagrisi-2959002), (Erişim Tarihi, 04.02.2021).

[ii] Serdar Gülener, “Anayasa Yapımında Yeni Bir Paradigma: Kapsayıcı, Katılımcı, Uzlaşmacı Anayasa Yapım Süreçleri ve Çeşitli Örnekler”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XV, 2011, sa 3.

[iii] Sevgim Begüm Yavuz, “4 soru 4 cevap Yine yeniden Anayasa…”, Sözcü Gazetesi, (https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/4-soru-4-cevap-yine-yeniden-anayasa-6242705/), ((Erişim Tarihi, 04.02.2021).

[iv] Gülşah Yalçın Güler, “Anayasa Değişiklikleri, Kurucu İktidarlar ve Meşruiyet”, Sayıştay Dergisi, sayı 66-67, (https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423911587.pdf): Hasan Küçükkaya, “Şiddeti Doğuran Bir Faktör Olarak Kurucu İktidar Sorunsalı”, 2011, (http://www.umut.org.tr/UserFiles/Files/Document/document_02_HasanKucukkaya_%C5%9Fiddeti%20do%C4%9Furan%20bir%20fakt%C3%B6r%20olarak%20kurucu%20iktidar%20sorunsal%C4%B1.pdf).

[v] Engin Selçuk, Anayasa Hukuku-Ortak İçerik, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi, s.52-56, (http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kok/anayasahukukuau201.pdf).

[vi] Bedrettin Özmen ve Hakan Özdemir, “Türk Anayasacılık Tarihinde Anayasal Kurucu İktidar (Bulgaristan Büyük Ulusal Meclisi Örneği ve Türkiye Cumhuriyet Meclisi Önerisi), E-Journal of New World Sciences Academy, 2011, Volume 6, Number 4, (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/186714): Derya Çağatay, “Asli Kurucu İktidar: Anayasaların Yapılması”, ppt sunumu, (https://slideplayer.biz.tr/slide/12490011/).

[vii] Kemal Gözler, “Asli Kurucu İktidar, Tali Kurucu İktidar Ayrımı: TBMM Yeni Bir Anayasa Yapabilir mi?”, Açık Radyo, (https://acikradyo.com.tr/makale-yorum-analiz/asli-kurucu-iktidar-tali-kurucu-iktidar-ayrimi-tbmm-yeni-bir-anayasa-yapabilir), (Erişim Tarihi, 04.02.2021).

[viii] BBC News Türkçe, “YSK: Abdullah Gül’ün hatırlattığı Anayasa Mahkemesi’nin 2007’deki ‘367 Kararı’ neydi?”, (https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-48189677), (Erişim Tarihi, 04.02.2021).

[ix] Mahmut Hamsici, “2010 referandumu: ‘Evet’, ‘Hayır’ ve ‘Boykot’ cepheleri ne demişti?”, BBC Türkçe, (https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39462061), (Erişim Tarihi, 04.02.2021).

[x] Sözcü Gazetesi, “2010 referandumu HSYK değişikliği”,  (https://www.sozcu.com.tr/2014/gunun-icinden/2010-referandumu-hsyk-degisikligi-439309/), (Erişim Tarihi, 04.02.2021).

[xi] Euronews, “15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de gerçekleşen 5 köklü yapısal değişim”, (https://tr.euronews.com/2019/07/12/15-temmuz-dan-sonra-turkiye-de-gerceklesen-5-koklu-yapisal-degisim), (Erişim Tarihi, 04.02.2021).

[xii] Didem Özel Tümer, “Havada kalan 60 madde”, Al Jazeera Türk, (http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/havada-kalan-60-madde), (Erişim Tarihi, 04.02.2021).

Must Read

CUMHURİYETİN KURULUŞ BİÇİMİ

YAŞAR ERDEM Yazıya bazı alıntılar ile başlayalım:  "Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin...

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı...

Türk Ekonomisi’nin Yeniden Yapılanması İçin Gereken Adımlar

Türk Ekonomisi, Cumhuriyetin ilanından sonra hem küresel hem de yerel buhran ve krizlerle defalarca karşı karsıya kaldı. Türkiye Cumhuriyeti özellikle 24 Ocak...

HOMO SACER ECONOMİCUS

            Pandemi ile ilgili yaptığı açıklamalarla hem kamuoyundan hem de Zizek, Esposito, Nancy gibi düşünürlerden ciddi biçimde tepki toplayan Giorgio Agamben, salgının...

HAYVANLAR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-9 Bana ne olduğunu umursamazsan eğer, Ve ben de umursamazsam...