Ana Sayfa Anlık Dergisi KÖMÜR KARASINDAN GÜNEŞ AYDINLIĞINA

KÖMÜR KARASINDAN GÜNEŞ AYDINLIĞINA

Bir önceki yazıda ‘’Türkiye yerli otomobilini üretmeli mi üretmemeli mi ? ‘’ bunun üstünde durmuştuk. Geçen iki ay gibi kısa sürede yaşanan gelişmeler geleceğe olan umudumuzun biraz daha artmasına sebep oldu. Görünüşe göre 2020´den önce Türkiye yerli arabasının ilk prototiplerini üretmeyi başaracak ve bu prototipler arasında bir de elektrik ile çalışan model olacak gibi duruyor.

Yeni bir oluşum “Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu”’nun ortaya çıkması ve Elon Musk’ın Türkiye’ye gelişi.
“Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu” tanıtım toplantısında açıklama yapan Türkiyenin beş büyük şirketinin yöneticilerinin (Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding (Karsan Otomotiv), Turkcell, Zorlu Holding (Vestel) ) bu konudaki kararlılıkları yerli otomobil üretiminin artık bir seçim vaadi olmadığının göstergesi. Bizi heyecanlandıran bir başka gelişme ise Tesla Motors’un kurucusu Elon Musk’ın Cumhurbaşkanı ile görüşmek üzere Türkiye´ye gelişi oldu. Görüşme içeriği tam olarak yayınlanmasa da, konuşulan konular arasında ‘’elektrikli arabalar ve yenilenebilir enerji’’ olduğunu biliyoruz. Bu toplantıdan sonra Elon Musk’ın yıllık olarak yeni teknolojilerini tanıttığı toplantısında elektrikli tır projesi ‘’Tesla Semi Truck’’ı tanıtması ve yaptığı açıklamlarda Asya pazarı üzerinde durması ve Türkiye ziyareti; Tesla’nın da Türkiye´ye yatırım mı yapacağı sorusunu akıllara getirdi. Bunu şimdilik bilemiyoruz ancak ilerleyen günlerde göreceğiz.

Türkiye´nin geç kalmış bir yatırım ile otomobil üretmeye kalkışması gerçekten ekonomosinde beklenen kalkınmayı sağlayabilir mi?

Bu sorunun cevabına bir önceki sayımızda kısa bir giriş yapmıştık.

Türkiye’nin otomobil sektörüne yapacağı giriş geçmişin teknolojisi (fosil yakıtlar ile çalışan motorlar) üzerine olursa dışa bağımlığımızda hiçbir değişim yaratmayacağı gibi; fosil yakıt rezervlerinin 100 yıllık bir süreçte bitecek olabilmesi göz önüne alındığında, ölü bir yatırım olma riski taşımaktadır. Bu yüzden Türkiye’nin sıfırdan yapacağı yatırım hamlesinin geleceğe dönük bir altyapı üzerine kurulması gerekmektedir. Dünyanın dördüncü sanayi devrimini konuştuğu bugünlerde; Türkiye´nin hala fosil yakıt kullanan motor üretme çabası, bugüne kadar yaptığı gibi, teknolojiyi yalnızca geriden takip etmek olacaktır.
Türkiye´nin yerli otomobilini üretmesi artık kaçınılamaz bir süreç, bu da beklendiği gibi ekonomisinde de bir hareketlenme yaratacak bir haber ama enerjide dışa olan bağımlılığımızı kaldırmadığımız sürece yeterli bir gelişme olmayacaktır.

Üretilecek aracın elektrik ile çalışacak olması Türkiye´nin petrol konusundaki dışa bağımlılığını azaltacak ama, bu araçların kullanacağı elektrik nasıl üretilecek? Petrole olan bağımlığımızın azalmasını, yine dışarıdan ihraç ettiğimiz kömür ve doğal gazdan ürettiğimiz elektrik ile mi dolduracağız? Bugün Türkiye´nin elektrik üretimin %38´i doğal gaz, %28´i kömür, %26´sı hidroelektrik, sadece %4.5´i rüzgar ve %1´i güneş enerjisi kullanılarak yapılıyor. Yani ürettiğimiz elektriğin %66´sı yine fosil yakıtlar kullanılarak üretiliyor. Bu %66´luk elektrik üretiminde kullanılan doğal gaz ve taş kömürünün ise %90´ı ithal ürün. Sadece %10´luk kısım milli kaynaklar kullanılarak üretiliyor. Bu bilgiler ışığında elektrikli araç üretmek dışa olan bağımlılığımızın sadece şekil değiştirmiş hali olacaktır. Petrole olan bağımlılığımızın yerini kömür ve doğal gaz alacaktır; ki karbondioksit emilsiyonların %40´ından fazlasının kömürden kaynaklandığını düşünürsek bu değişimin çok da yararlı bir değişim olmayacağını açıktır.

Peki bu durumu tersine çevirip, Türkiye´nin milli kaynakları ile bu sorunu çözmek mümkün mü? Bugün birçok bölgemizde kömür çıkarılmakta ama bu kömürün kalitesi düşük olduğundan hem yanma enerjisi hem de karbondioksit üretimi göz önüne alındığında mantıklı bir seçenek olmadığı ortaya çıkıyor. Yapılımına başlanan atom enerjisi santralleri ise tamamen başka bir tartışma konusu. Bunlara alternatif seçenekler ne diye düşündüğümüzde akla ilk gelen yenilenebilir enerji kaynakları oluyor. Şu anki altyapımız diğer ülkelere göre çok düşük olsa da; eğer Türkiye yerli arabası ile yeni bir sanayi adımı atacaksa bu tam kapsamlı bir adım olmalı. Bu yatırım gelişmiş ülkelerin terk etmeye başladığı eski teknolojinin altyapıları ile değil, hızla gelişmekte olan teknolojiler ile olmalı.

Yatırım maliyetleri göz önüne alındığında kömür, doğal gaz ve hatta nükleer enerji kullanımı daha cazip gelebilir ancak Türkiye geleceğine yatırım yapmak istiyorsa, elini cebine atmalı, güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmalıdır. Sadece fabrikalar ve santraller kurmakla kalmamalı üniversitelerini bu konuda yapılacak arge çalışmaları için teşfik etmelidir.

2000’lerin başında Almanya enerji üretiminin %6´sını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyorken Energiewende (Enerji geçişi) programı ile 2025’te enerji ihtiyacının %40’nı yenilenebilir kaynaklardan yapmayı planlamakta. Bugün Türkiye; Almanya´nın güneşten ürettiği elektrik enerjisinin sadece binde 4´ünü güneşten üretebiliyor. Bunun sebebiyse ortalama güneşlenme potansiyeli yıllık 1200 ile 2000 saat arası olan Almanya´nın yıllık güneşlenme süresi 2500 saatin üstünde olan Türkiye´den daha fazla bu yöne yatırım yapıyor olması.

Fosil yakıtlara bağımlılığımızı ortadan kaldırmak için bu yönde yapılacak yatırımları desteklemeli ve dışa bağımlılığımızı azaltmalıyız. Bu şartlar sağlanmadığı sürece Türkiye´de atılacak her sanayi adımı hiçbir zaman tam bir kalkınma getirmeyecektir.

Mustafa ERTUĞRAL

Must Read

Kemalist Cumhuriyetin Üçüncü Dünyacı Çizgisi Ve Kemalist Elitlerdeki Üçüncü Yol Yanılgısı

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kemalist dönem denildiğinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatta olduğu süreç akıllara gelmektedir. Hayatta olduğu süre boyunca Atatürk’ün “idealist realizm” olarak da tanımlanabilecek bir...

Bir Sosyolog Olarak Behice Boran

Türk siyasi tarihinde önemli bir yer edinen, ilk sosyalist kadın milletvekili ve Türkiye’nin ilk kadın siyasi parti başkanı olarak ilkleri gerçekleştiren Behice Boran; ülkemizin ilk...

Yirmi Birinci Yüzyılda Kemalizm Üzerine Bazı Düşünceler-5 Hep O Aynı “Pireli Şiir”

Deneme dizimizi takip edenler şu noktayı artık açıkça anlamış olmalılar; bu dizi ile ilgilendiğimiz, Kemal Atatürk’ün ve Kemalist devrimci kadronun yaptıkları değil, amaçladıklarıdır. Esasında,...

Yaşasın Cumhuriyet

Yirminci asrın başlarında kırmızı Kıpkırmızı bir bayrak altında, Altın yeleli atlıların tüyleri beyaz Beyaz bir ay ışığı...

Türkiye’ye Yönelik İlan Edilmemiş Savaşın Adı: Pkk

Bu yazının ilk hâli, 19 Ekim 2011’de, PKK’nın Hakkari-Çukurca-Kekliktepe bölgesinde düzenlediği bir saldırıyla 24 askerimizi şehit ettiği gün yazılmıştır. Olayın sıcaklığından kaynaklanan bazı ifadeler ile...