Ana Sayfa Dergiden KEMALİST DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE EMEĞİN VE ÇALIŞMANIN ÖNEMİ

KEMALİST DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE EMEĞİN VE ÇALIŞMANIN ÖNEMİ

H. Olcay Taşlı

21. yüzyılda Kemalist aydın için temel misyon, Kemalizm’i günümüz gerçeklerine göre hem yeni bir yorum hem de bir ivme kazandırmaktır.  Kemalist aydın, bu misyonunu farklı mecralarda yerine getirmek için çaba göstermektedir. Anlık Dergisi de bu mecralardan biridir.  Yalnız aydın zümresinin günümüzdeki çabasını yeterli bulmak mümkün değil. Ancak bu yazıda aydın zümresinin yetersiz çabasını tartışmaktan öte Kemalizm’in özüne yönelik bir vurgu veya bir hatırlatma yapmak amacındayım.

Kemalizm tanımlanırken, Kemalizm’in emeğe ve çalışmaya verdiği önem genelde arka plana itilmiştir; hâlbuki Atatürk ve Kemalist kadro kendini anlatırken emeğe ve çalışmaya özel önem vermiştir. Atatürk çalışmanın önemini 1921’de şu sözlerle ifade etmiştir:

“Biz hayatını, bağımsızlığını kurtarmak için çalışan emek erbabıyız, zavallı halkız. Mahiyetimizi bilelim. Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız. Dolayısıyla her birimizin hakkı vardır. Salahiyeti vardır. Fakat çalışmak sayesinde biz hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve hayatını emek harcamadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içerisinde yeri yoktur, hakkı yoktur. İnsan ancak çalışmakla insan olur.”

 Bir örnek daha vermek doğru olacak diye düşünmekteyim:


“İnsan, çalıştığı işi eli altında veya kafasının içinde eserini büyümekte ve yükselmekte gördüğü zaman ne büyük zevk duyar. Bu eser, ister çiftçinin ürünü, ister mimarın evi veya heykeltıraşın heykeli, ister bir bilginin veya bir sanatçının buluşu, kitabı olsun, zevk birdir. Zevk, bütün güçlükleri, saban arkasında dökülen terleri, sanatçının, düşünürün bazen pek elemli olan yorgunluklarını derhal unutturur.”(1)

Cumhuriyet’e kadar en hor görülmüş, en yoksul hayatı sürmüş olmasına rağmen, devletin neredeyse tüm üretim gücünü oluşturmuş olan köylü sınıfına, Atatürk, 1922’de Meclis’te şu sözlerle seslenerek çalışana ve üreticiye verdiği değeri göstermiştir:

“Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun yanıtını hemen birlikte verelim: Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok güvenç mutluluk ve varlığa hak kazanan ve layık olan köylüdür. Bundan ötürü, Türkiye Büyük Millet Meclis Hükümeti’nin ekonomik siyası bu asıl amacı elde etmeye yöneliktir.”

Suna Kili, halkçılık konusunda oldukça çalışmış biri olarak Atatürk’ün halkçılık ilkesinin özü için şunları söylemiştir:

“Atatürk’ün Halkçılık izlencesinde ve Halkçılık ilkesinin Cumhuriyet Halk Partisi izlencesinde sadece dayanışmayı vurgulayan bir Halkçılık anlayışı yoktur. İnsan emeğine, çalışmaya özellikle önem verilmiştir. Çalışmayan insan değerli değildir; çalışmayan insanı biz insana biz halkçı demiyoruz, demiştir.”

Emeğe verilen önem dönemin edebiyat diline de yansımış, özellikle halkevleri tarafından sahnelenen piyeslerde işlenir olmuştur; işte onlardan bir örnek:

“Zannettik ki Cumhuriyet gelince her şey düzelivercek. Karagöz perdesi gibi bir anda olup bitecek.

Meğer çalışmalıymış, yapılacak çok şey varmış. “(2)

1928-1932 yıllarında, dil uzmanı Ahmet Cevat Emre tarafından çıkarılan Muhit adlı dergi, o yıllarda sütunlarında Kemalizm’i birçok açıdan incelemiştir. 1931‘in Mayıs ayında bu dergide Ahmet Cevat:

“Amele sınıfları için henüz mühim tedbirler alınmış değildir, Kemalizm’in en acil vazifelerinden biri şüphesiz iyi bir iş kanunu çıkarmak ve daimi işçilerin hayatını, tıpkı memurlar için olduğu gibi, asgari teminat altına almak, işçilere bir tekaüt hakkı vermektir.” diye seslenmektedir.

 Henüz 1921 yıllında Ereğli’de ki maden ocağında çalışan işçilerin sosyal güvenliklerini sağlayan bir yasa kabul etmiş olan Kemalist kadro; 3008 sayılı İş Yasası‘nı 8 Haziran 1936 tarihinde kabul etmiştir. Bu yasa 16 Haziran 1937 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yine ülkenin çalışan kesimi olan köylü sınıfının sırtında yük olan Aşar Vergisi 1925 yılında kaldırılmıştır.

Ayrıca 1937’de eğitsel bir deney olarak başlayan Köy Enstitüleri ise “ İş içinde, iş aracılığıyla, iş için eğitim.” anlayışıyla,  öğrenciye ezberlenmiş kuru bilgi ile değil, emek vererek, çalışarak, terleyerek öğrenmenin erdemini kazandırmıştır.

Dolayısıyla 1930’lardan bize emekten yana ekonomik bir düzen ve emeğin en yüce değer olduğu kabul eden toplumsal bir düzen miras kalmıştır. Günümüzde Kemalizm’e kazandıracağımız yorum ve ivme de kesinlikle bu mirasa uygun olmalıdır.

  1. Afet İNAN  Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk ‘ün El Yazıları,s. 75 – 76
  2. Aka GÜNDÜZ, Köy Muallimi, Hâkimiyeti Milliye Matbaası,1932, s.18

Must Read

CUMHURİYETİN KURULUŞ BİÇİMİ

YAŞAR ERDEM Yazıya bazı alıntılar ile başlayalım:  "Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin...

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı...

Türk Ekonomisi’nin Yeniden Yapılanması İçin Gereken Adımlar

Türk Ekonomisi, Cumhuriyetin ilanından sonra hem küresel hem de yerel buhran ve krizlerle defalarca karşı karsıya kaldı. Türkiye Cumhuriyeti özellikle 24 Ocak...

HOMO SACER ECONOMİCUS

            Pandemi ile ilgili yaptığı açıklamalarla hem kamuoyundan hem de Zizek, Esposito, Nancy gibi düşünürlerden ciddi biçimde tepki toplayan Giorgio Agamben, salgının...

HAYVANLAR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-9 Bana ne olduğunu umursamazsan eğer, Ve ben de umursamazsam...