Ana Sayfa Dergiden BAŞKANLIK SİSTEMİ DEMOKRASİNİN GEREĞİ MİDİR?

BAŞKANLIK SİSTEMİ DEMOKRASİNİN GEREĞİ MİDİR?

Giriş
Türkiye’de son yıllardaki tartışmaların büyük çoğunluğunun yönetim şekli ve sistemiyle alakalı şeyler olduğu aşikardır. Çok çeşitli görüşlerin birbirleriyle çatıştığı ve genellikle konunun taraflarının birbirlerini suçladığı bir konu olmuştur. Özellikle Türkiye’deki bazı çevreler mevcut istikrarsızlıkların temelini parlamenter sisteme dayandırmaktadır. Ve tek ilaç olarak başkanlık sistemini bir hap gibi yutulmasını istemektedirler. Halbuki sistemsel bazda başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerin genel itibariyle daha fazla sorunlar yaşadığı ve birçok krizle baş başa kaldıkları gözlemlenmektedir (Yaman, 2014: 83).

Neredeyse ABD’nin az sorunlarla uğraşan başarılı bir demokrasi örneği olması durumu özellikle -son 2016 seçimleri sonrası değiştiği mevcut başkanın ilk yılında birçok sorunların olduğunu ve sistemsel bağlamda da çeşitli mekanizmaların çalışmadığını- da gözlemlemekteyiz.
Oluşturacağımız yazının içeriğinde de Başkanlık sisteminin kısaca içeriğini ele alıp akabinde yönetilen ülkelerin durumuna atıfta bulunduktan sonra Türkiye örneğinde demokratik problemlerin çözümü için başkanlık sisteminin gerekip gerekmediğine dair çıkarımlarda bulunmak istemekteyiz.

1.Başkanlık Sistemi

Başkanlık sistemi ile ilgili olarak tarihine baktığımızda Amerikan anayasa yapıcılarının oluşturduğu bir şey olduğunu söyleyebilmemiz gerekmektedir. Tabii olarak kurucular olarak yer alanlar arasında olan Washington, Jefferson, Madison ve Hamilton’un kurguladıkları yapının aslında göç ile geldikleri topraklara yönelik olarak Avrupai düşüncelerde etkilendiklerini fakat revize edilmiş bir biçimde özgün bir çalışma ortaya koyarak anayasa çalışması beraberinde sistemsel halde ortaya çıktığını söyleyebilmekteyiz(Konuya ilişkin Bezci, 2005: 78).

Farklı kültür, ekonomik yapı ve etnik kökenlere sahip insanlar arasındaki farklılıkları gidermek ya da en aza indirmek için giriştikleri çok yoğun bir çabanın eseri olarak ortaya çıkan sistem, çeşitli savaş, acı, ağır vergiler ve zorlu yaşam koşullarından kaçan insanların ortak ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler arasında en uygun ve en başarılı olarak ortaya çıkıp örnek alınan sistem ABD’nin başkanlık modelidir.
ABD dışında başkanlık sistemi modelini tercih eden ülkeler otuz yedi tanedir. Venezuela, Güney Kore, Meksika, Panama, Filipinler, Kenya, Kıbrıs, Brezilya, Kolombiya, Ermenistan, Arjantin ve Afganistan gibi ülkeler bulunmakla beraber Kolombiya ve Peru sırasıyla 1974 ve 1979 yılından itibaren sivil hükümetlerin bulunduğu başkanlık sistemini uygulamaktadır (Ayrıntılı olarak durumlara bakmak için, http://file.setav.org/Files/Pdf/20150526181848_51_baskanlik_raporu_web.pdf, (Çevrimiçi), 21.01.2018).

Başkanlık Sisteminin Özellikleri, en bilindik haliyle sert kuvvetler ayrılığına sahip olan sistem; yasama ve yürütme kuvvetleri arasında kesin bir ayrılık öngörmektedir. Organlar birbirlerinden bağımsız ve ayrı ayrı seçilmektedirler. Ayrıca birbirlerinin varlıklarına da son verememektedirler. Başkanın avantajlı konumu da diğer iki organdan ayrı özellikler vermektedir. Vatana ihanet dışında hiçbir suçtan yargılanamayan başkan görevden de uzaklaştırılamamaktadır.

Başkanın yasa tasarısı sunamadığı bir durum söz konusu olmakla beraber başkanın yasama kararını veto hakkı bulunmaktadır. Bunların yanında onaylanmış bir kanun başkan tarafından sadece bir kez veto edilebilmektedir. Bunun yanında yüksek yargı atamaları dahil olmak üzere tüm yüksek kamu görevli atamaları başkan tarafından yapılmaktadır.
Sistemde başkanın en fazla iki kere seçilme kuralı bulunmaktadır. Bunun dışında bakanlar kurulunun başkanın düşüncesi paralelinde ortaya çıktığı söylenebilmektedir. Fakat başkan bu kurumlardaki insanlara müdahale edebilecekken mahkeme kararı ve hakimlere müdahale etme konumunda bulunmamaktadır.

Devletin en üst temsilcisi cumhurbaşkanı ile hükümet arasında denge amaçlı güç dağılımını sağlayacak unsur bulunmamaktadır. Parlamenter sistemde olan başbakanın varlığı bu durumu aşmaya yardımcı olmaktaydı halbuki. Başkanlık sisteminde tüm yetkilerin başkana ait oluşu egemen bir lider oluşturmaktadır. Fakat bu durumu aşmaya yönelik olarak Fransa gibi ülkelerde başbakan ile başkan arasında yetki paylaşımı yapılarak ikili bir yapı benimsenmiştir.
Kabaca başkanlık sistemine sahip olan yönetim sistemlerini tanımak için üç tanımlayıcı kriter bulunmaktadır. İlki devlet başkanının doğrudan doğruya ya da halk tarafından seçilmesi; ikincisi hükümetin ya da yürütme organının parlamento oyuyla atanma ya da düşürülmesinin mümkün olmaması; üçüncü olarak da başkanın yürütme organını yönlendirmesi durumudur. Üç ana kriterin oluşuyla beraber başkanlık sisteminin varlığından bahsedilebilecektir(Sistemle ilgili özellikler konusunda bkz: Yaman, 2014: 85-88 ve daha da ayrıntılı bakmak için: http://www.anayasa.gen.tr/gozler-baskanlik-sistemi.pdf, (Çevrimiçi), 21.01.2018).

2.Türkiye Bağlamında Başkanlık Sisteminin Gerekliliği

Başkanlık sistemine dair çeşitli atıflar yaptığımız ülkelerde uygulandığı kadar en fazlasıyla ABD’de başarıya yakın bir şekliyle uygulama imkanı bulunabildiğini söyleyebilmekteyiz.
Başkanlık sisteminin içeriğine ilişkin aslında genel görüş olarak kutuplaşma ve çeşitli problemleri getiren parlamenter sisteminin tersi olduğu görüşü ve bu sistemin gelişiyle beraber bir istikrar ve en sorunsuz sisteme kavuşacağımız inancı hasebiyledir.

Tartışmalar bağlamında aslında sadece Türkiye’nin ön planda olduğunu söylemek yanlış olmakla beraber Fransa’da yarı başkanlık sistemine geçildiği durumu örnek gösterebilmek gerekmektedir(1958). Farklı bir örnek olarak önce başkanlıktan yarı başkanlığa(1960) akabinde tekrar başkanlığa dönüş yapan Brezilya(1963)’yı söyleyebilmemiz gerekmektedir. Çeşitli sorunlarla karşılaşıldığında sorunun çözümü olarak ortaya atılan bir argüman olarak karşımıza başkanlık sisteminin ortaya atıldığını söyleyebilmek gerekmektedir.

Türkiye’de ise ilk defa Turgut Özal başbakanken eleştirdiği cumhurbaşkanının aşırı yetkileri; kendisi cumhurbaşkanı iken nedense eleştirmekten vazgeçmiş daha da fazla yetki isteyen ve kamuoyu gündemine sistem değişikliği önerisini getirmiştir. Daha sonrasında da cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel döneminde de başkanlık sistemi isteği yankı bulmuştur. 2000’ler sonrasında da siyasiler arasında başta Burhan Kuzu, Cemil Çiçek ve dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan gibi insanlarında görüş olarak başkanlık sistemine geçişin çeşitli sorunlara karşı tek kurtuluş reçetesi olarak ortaya konduğu görülmüştür(Burhan Kuzu’nun görüşleri için: http://www.libertedownload.com/LD/arsiv/02/03-burhan-kuzu-turkiye-icin-baskanlik-sistemi-1.pdf, (Çevrimiçi), 21.01.2018).

Türkiye’deki sistem tartışmalarında tabir yerindeyse iki farklı net çizgiyle ayrılan görüşe sahip olanlar için belli başlı argümanlar olmaktadır. Başkanlık yanlıları, Devlet Geleneği ve Halkın daha evvelden denediği bir sistem olduğu, Sistemin Siyasal İstikrar Sağlayacağı ve Hızlı Gelişmeyi sağlayacak ilacın başkanlık sisteminin güçlü icrai yapısı olduğundan dem vurmaktadırlar.

Başkanlık sisteminin karşıtları ise: Dikta rejiminin kurulabileceğini(ABD dışındaki başarısızlık örnekleri olan bir sistemin sonu), Siyasi Partilerin yok edilip ABD tarzı federatif yapıya gidilebileceği ve Parlamenter sisteminin değişmekten ziyadesiyle reforme edilişi ile idealize edilmiş bir yönetim sistemi haline geleceği savunulmaktadır (Yaman, 2014: 93-95).

Sonuç

Türkiye’de tartışılan sistemsel tartışmaların sadece başkanlık sisteminin olup olmamasına odaklanması, demokratik anlamda ve temel hak ve özgürlüklere sahip olma bağlamında ideal bir anayasa yapılmasının önüne engel olarak çıkmaktadır.

Ak Parti başta olmak üzere başkanlık sistemi savunucularının yürüttüğü tartışmalarda, Türkiye’nin aslında sadece güçlü yürütmeye ihtiyacı olduğu düşüncelerinin olması ve daha katılımcı, özgürlükçü, çoğulcu ve içerici bir demokrasi anlayışını temel alan darbe olmadan yapılan anayasaya ihtiyacını engelleyen bir durum olarak söylenebilir.
Bütün bunların yanında Cumhurbaşkanını halk tarafından seçilmesi konusunda yapılan referandum en üst siyasi makamı güçlendirmiş olmaktadır. Fakat bilindiği üzere uygulamada farklılaşan örneklerin oluşu yüzünden ABD ve Fransa örneklerinde olduğu gibi dengeleyici mekanizmaların olması da gerekmektedir. Yürütme ya da cumhurbaşkanlığı makamının güçlendirilmesi, katılımcılığı ve yurttaş temsilini sağlayan parlamentoyu zayıflatır ve demokrasiyi de tehlikeye sokmaktadır.

İki farklı görüşün ortada oluşu ve Türkiye’de geneli itibariyle düzenli seçimlerden sonraki siyasi iktidar sahiplerinin “… şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit ettikleri…” gerçeği ortadadır (http://www.kultur.gov.tr/TR,96304/ataturkun-genclige-hitabesi.html, (Çevrimiçi), 21.01.2018). Neredeyse düzenli seçimlerin yapıldığı ilk günden bu yana olduğu bilinen bir gerçekken aslında olması gerekenin ne olduğuna dair kesin çizgilerle ayrılmaya gerek yoktur.

Şekli itibariyle içeriği doldurulmamış ve sırf değişiklik olsun diye geneli itibariyle olması gerekenler veya günümüz çözülmesi gereken sorunlarının aksine sadece belli amaçlar için yapılan, yapılagelen ve yapılması planlanan değişikliklerin ancak ve ancak diğer başkanlık sistemleri örneklerinde olduğu gibi daha çok sorunlara ve büyük çaplı problemlere yol açacağı aşikar olmaktadır (Konuya ilişkin evvelki sayımızda yaptığımız Birgül Ayman Güler röportajı da tamamlayıcı mahiyette olmaktadır: (http://www.anlikdergisi.com/2017/03/29/anlik-dergisi-soylesi-prof-dr-birgul-ayman-guler/, (Çevrimiçi), 21.01.2018).

Ahmet Yavuz GÜRLER

Kaynakça
Abdülsemet Yaman(2014), “Başkanlık Sistemi, Uygulamaları ve Türkiye’de Uygulanabilirliği”, Fırat Üniverstisetsi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:24, Sayı: 1, Sayfa:83-98.
http://www.anayasa.gen.tr/gozler-baskanlik-sistemi.pdf, (Çevrimiçi), 21.01.2018).
http://www.anlikdergisi.com/2017/03/29/anlik-dergisi-soylesi-prof-dr-birgul-ayman-guler/, (Çevrimiçi), 21.01.2018.
Bezci, Bünyamin(2005). Demokrasi ve Başkanlık Sistemi. Yönetim Bilimleri Dergisi(3:2).
http://file.setav.org/Files/Pdf/20150526181848_51_baskanlik_raporu_web.pdf, (Çevrimiçi), 21.01.2018
http://www.kultur.gov.tr/TR,96304/ataturkun-genclige-hitabesi.html, (Çevrimiçi), 21.01.2018.
http://www.libertedownload.com/LD/arsiv/02/03-burhan-kuzu-turkiye-icin-baskanlik-sistemi-1.pdf, (Çevrimiçi), 21.01.2018.

Must Read

Kartaca Roma İkilemi

            İki bin yıldır yönetim biçimleri açısından karşılaştırılan bu iki devletin birbirine politik olarak rakip olduğu ve anlatılanların aktarılış biçiminde sadece basit...

Dış Politikada Neler Oluyor

Günümüz Türkiye’sinin karşılaştığı sorunlar esasında geçtiğimiz yüzyılda var olan dış politika tercihleri paralelindeki gibi gerçekleşmiştir. Bilindiği üzere Soğuk Savaş sürecinde iki kampa...

Kemalizmin Apollonik ve Diyonizyak Bağlamda İncelenmesi

            Son dönemde Kemalizm’in bazı savunucuları tarafından Platonik bir bakış açısıyla, uygulama alanı bulduğu cumhuriyetin ilk dönemlerine yönelik asrı saadet yakıştırmaları gündemi...

Kimsesizlerin Kimsesi Olmak

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-10 KİMSESİZLERİN KİMSESİ OLMAK Tanrı çobanımdır; benim eksiğim olmaz.Beni taze çayırlarda...

De-Kemalizasyon Üzerine

Anlık Dergisi’nin önceki sayısındaki yazımda Neo-Kemalizm üzerine düşüncelerimden bahsetmiştim. Bu sayımızdaki yazımda ise De-Kemalizasyon kavramı ve süreci üzerine düşüncelerimi özetlemeye çalışacağım. Tahmin...