Ana Sayfa Dergiden MARKOPAŞA YAZILARI VE ÖTEKİLER

MARKOPAŞA YAZILARI VE ÖTEKİLER

Kimi yazarların kıymeti ölümlerinden çok sonra anlaşılır. Edebiyat tarihi böyle örneklerle doludur. Zannederiz Türk edebiyatında da bu konuda en dikkat çekici isim Sabahattin Ali olacaktır.

74 yıl önce yazdığı “Kürk Mantolu Madonna” romanının 2015 yılının en çok satan kitabı olması ile Türkiye’de birden yeniden popüler bir yazar olan Sabahattin Ali, son yıllarda en çok satanlar raflarında istikrarlı bir şekilde yer almaktadır.

Elbette bu popülerliğin yarattığı üzücü deformasyonlar da kitap satışlarındaki artışla birlikte Sabahattin Ali ismiyle birlikte anılır olmuştur.

Hemen her popüler kültür dergisinin ayrı bir sayıda kapağına taşıdığı, kahve ve Kürk Mantolu Madonna’lı fotoğrafların sosyal medya hesaplarını süslediği, ve okumayanın dahi, adeta bir kutsal kitapmışçasına, kendisini “okudum” demek zorunda hissettiği ve bu durumun kimi zaman gülünç ancak bir o kadar da hazin olaylara yol açtığı, bir popüler kültür ikonu haline geldi Sabahattin Ali…

Peki, vefatından tam 69 yıl sonra, kitapları yüz binler satan, artık hemen herkesin bildiği Sabahattin Ali’yi ne kadar tanıyoruz?

Sabahattin Ali, yalnızca romanlardan, öykülerinden, mektuplarından, şiirlerinden ibaret acıklı bir yaşam öyküsü olan bir edebiyatçı mıdır?

Elbette hayır. Sabahattin Ali, usta bir edebiyatçı olmasının yanında, Türkiye’nin yetiştirdiği değerli fikir adamlarından bir tanesidir de.

1998 yılında Hikmet Altınkaynak’ın hazırladığı Sabahattin Ali’nin Varlık, Ulus, Markopaşa, Malumpaşa gibi gazete ve dergilerde yayınlanmış yazılarından oluşan “Markopaşa Yazıları ve Ötekiler” isimli derlemede, Sabahattin Ali’nin bu fikir adamlığı yönünü açık seçik bir şekilde görebilmekteyiz.

Sabahattin Ali de, her aydın gibi toplumun yanlışlarını, içi boşaltılmış kavramları görmüş ve yaşadığı dönemle kavgalı olmuş bir isimdir.

İstemektedir ki, “bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun.”1

1944 tarihli Milliyetçi’nin Tarifi2 adlı yazısında, bugün dahi sömürülmekte ve yanlış anlaşılmakta olan milliyetçilik kavramını “Mensup olduğu milletin, dünyanın en mesut, en müreffeh, hayat ve kültür seviyesi en yüksek topluluğu haline gelmesi için, yorulmak bilmez bir gayret ve tükenmez bir feragatle her şeye rağmen çalışmak.” olarak tanımlamıştır. Ve şunu da ekler “Milletinin içtimai seviyesinin yükselmesine engel olmak için demagojiden cinayete kadar her vasıtaya başvuranlara milliyetçi dediler.” Aynı yazıda, Sabahattin Ali’nin milliyetçilik anlayışını maddeler halinde bulmak mümkündür.

Yine, Genç Arkadaş3 adlı yazısında, Sabahattin Ali dünya görüşünü çok daha açık göstermiştir: “Yurdunu, milletini dünyada her şeyin üstünde tut. Bütün varlığını, bu toprakları şenlendirmek, bu topraklar üstünde yaşayan insanların yüzünü güldürmek yolunda harca. Birbirini boğazlamadan yaşamak isteyen bütün insanlara dostluk göster; kendi menfaatleri için dünyayı kana bulamak isteyenlere inanma. (…) Seni maceralara sürüklemek isteyen gafillere yüz verme. Bu milletin bin bir yarasına merhem olmayı bir yana bırakıp dipsiz maceralar peşinde, yabancı ülkeler zapt etmek hulyalarıyla halkı kırdırmak, bu arada külah kapmak isteyen vicdansızların parlak sözlerine kulak asma. (…) Bunu senin zekândan ve namusundan bekleriz.”

Sabahattin Ali’nin, “Kendi menfaatlerini milletlerin menfaatlerinden üstün tutanlara…” diye başladığı 1947 tarihli Lanet Olsun4 yazısında çattığı kimseler ise ne yazık ki 70 sene sonrasında bile mevcut bulunmaktadır.

Sabahattin Ali, bütün bu üretkenliği ve yurduna beslediği muhabbete karşın yaşadığı sürece büyük zorluklar yaşamış ve karanlık bir cinayete kurban gitmiştir. Fakat o, kendi deyimiyle “korkakça” yöntemlere başvurmadan, Aczimiz5 yazısında dediği gibi “yazı ile, söz ile” doğru bildiklerini savunmasını bilmiştir.

Markopaşa Yazıları ve Ötekiler derlemesinde açıkça görülen düşüncelerine rağmen, “Kökü dışarıda olmakla” suçlanmıştır, hâlâ suçlanmaktadır.

Ayıp6 yazısında sorduğu soru ise pek çok şeye cevap verir niteliktedir:

“Vatanımızın istiklâli üzerine üzerine tek bir gölge düşmesin, istiklâl anlayışımız Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmasın dediğimiz için mi kökümüz dışarıda?

Ayıp değil mi?”

Sabahattin Ali’nin edebiyattan, yabancı sermayeye, yurttaki yabancı askerlerden, demokrasiye, inkılapçılığa, emperyalizme ve daha pek çok farklı konuya yer verdiği yazılarının derlendiği Markopaşa Yazıları ve Ötekiler, büyük bir edebiyatçı ve fikir adamını daha iyi anlayabilmek için mutlaka okunması gereken bir kaynaktır.

“Ey, bir cılız kalemden dile gelen hakikat… Sen devleri korkutacak kadar mı korkunçsun?..”7

 

 

 

 

Kaynakça:

1 Sabahattin Ali, Markopaşa Yazıları ve Ötekiler, Yapı Kredi Yayınları, 2015, İstanbul, s. 151

2 A.g.e., s.130

3 A.g.e., s.175

4 A.g.e., s.158

5 A.g.e., s.177

6 A.g.e., s.140

7 A.g.e., s.162

Must Read

CUMHURİYETİN KURULUŞ BİÇİMİ

YAŞAR ERDEM Yazıya bazı alıntılar ile başlayalım:  "Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin...

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı...

Türk Ekonomisi’nin Yeniden Yapılanması İçin Gereken Adımlar

Türk Ekonomisi, Cumhuriyetin ilanından sonra hem küresel hem de yerel buhran ve krizlerle defalarca karşı karsıya kaldı. Türkiye Cumhuriyeti özellikle 24 Ocak...

HOMO SACER ECONOMİCUS

            Pandemi ile ilgili yaptığı açıklamalarla hem kamuoyundan hem de Zizek, Esposito, Nancy gibi düşünürlerden ciddi biçimde tepki toplayan Giorgio Agamben, salgının...

HAYVANLAR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-9 Bana ne olduğunu umursamazsan eğer, Ve ben de umursamazsam...