Ana Sayfa Anlık Dergisi Uluslararası İlişkilerde Ekonomik Yaptırımlar ve Türkiye

Uluslararası İlişkilerde Ekonomik Yaptırımlar ve Türkiye

Uluslararası ilişkilerde ekonomik yaptırımlar, politik amaçlarla, bir veya daha fazla uygulayıcı (devlet, uluslararası örgüt) tarafından bir veya daha fazla hedefe (devlet, yönetim, grup, kişi, şirket) uygulanan ekonomik (ticari ve/veya finansal) baskıdır. Üç amaçla ekonomik yaptırım uygulanır:

▪Hedefin davranışını değiştirmek (Birinci Irak ambargosu –Irak’ı Kuveyt’ten çekilmeye zorlamak, Eski Yugoslavya –işgalci güçleri geri çekilmeye zorlamak),

▪Hedefi zayıflatmak (İkinci Irak ambargosu –Savaş̧ öncesinde zayıflatmak, Taliban/El Kaide rejimi –terörizm finansmanını kesmek),

▪Hedefi cezalandırmak ve/veya mesaj vermek (OPEC petrol ambargosu –Amerika ve İsrail’i cezalandırmak + onlarla iş yapan şirketlere gözdağı vermek, Küba ambargosu (Helms Burton Act) –Küba’yı cezalandırmak + onlarla iş yapan şirketlere gözdağı vermek).

Ekonomik yaptırımlar, “diplomasi” ve “savaş” arasındaki bir dış̧ politika enstrümanıdır. Diplomatik baskıdan daha çok can yakar. Savaştan daha az can yakar ve çoğunlukla savaşa gerek kalmaması için kullanılır. Ama savaş sırasında (Napolyon Savaşları, Dünya Savaşları, vb.) veya bir savaş hazırlığı olarak (Afganistan, Irak, vb.) da kullanılabilir. En az silah kadar etkili bir enstrümandır.

Ticari ve finansal olmak üzere iki çeşit yaptırım aracı vardır. Ticari araçlar: Ambargo (embargo) ve boykottan (boycott) oluşur:

▪Ambargo, Hedefe mal, hizmet, teknoloji sağlanmasının tamamen veya kısmen yasaklanmasıdır (Özellikle silah, uçak, enerji, vb. Hedef açısından stratejik öneme sahip şeylere konur).

▪Boykot, Hedeften mal veya hizmet alınmasının tamamen veya kısmen yasaklanmasıdır (Özellikle petrol, elmas, vb. Hedefin satabileceği önemli şeylere konur).

Klasik ambargo/boykot başka araçlarla da güçlendirilebilir. Mesela:

▪Yeniden ihraç ve yeniden ithal yasakları konabilir (Uygulayıcılara ait şeylerin Üçüncü Ülkeler üzerinden Hedefe ihraç̧ edilmesi ya da tam tersi).

▪Taşıma yasakları konabilir (Uygulayıcıların yetkisine tabi gemiler ve uçaklar taşıma yapmazsa, Hedef ile Üçüncü Ülkeler arasındaki ihracat ve ithalat da zarar görebilir).

▪Abluka veya uçuşa yasak bölge uygulanabilir (Tarafsız gemi ve uçaklarda Hedef ülke ile sefer yapamazlar. Taşınamayan mal teslim de edilemez).

▪Hedef ile ticaret yapmaya devam eden Üçüncü Ülkeler veya onların şirketleri hedef alınabilir. Buna ikincil hedef (secondary target) denir.

Finansal araçlar: Her türden bankacılık hizmetini ve sigortayı içerir. Mesela:

▪Hedefin (ülke, kişi, şirket) varlıkları dondurulabilir (Amerikan ve Avrupa finans kuruluşlarının erişebildiği bütün malvarlığına el konur).

▪Hedefe (ülke, kişi, şirket)kredi vermek, garanti vermek, akreditif, vb. finansal hizmetler sağlanması yasaklanabilir.

▪Hedef ülke finans kuruluşlarıyla ilişki kurulması yasaklanabilir (Şube, joint venture, muhabirlik, vb. iş birlikleri –Kredi, vb. ilişkiler –Hedef ülke SWIFT dışına atılabilir).

▪Hedefe (ülke, kişi, şirket) Dolar/Euro ödemeleri yasaklanabilir (Dünya çapında hiç̧ kimse yapamaz).

▪Hedef ülke para birimiyle her türlü finans işlemi yasaklanabilir (Riyal örneği).

▪Hedefe sigorta/reasürans sağlanması yasaklanabilir (Belirli kişiler ve şirketler, projeler, gemi ve uçaklar, vb.).

Kombinasyonlar: Finansal ve ticari yaptırım araçları, Hedefin finans, enerji, savunma, otomotiv, vb. belirli endüstrilerini çökertecek şekilde kombine edilebilir. Buna menü esaslı (menu-based) yaptırımlar denir. Amerika ve Avrupa’nın BM yatırımlarına ilave olarak koydukları, İran’ın enerji endüstrisini hedef alan yaptırımlar (2010) buna iyi bir örnektir.

Dünyada, uluslararası ve ulusal olmak üzere, iki çeşit mekanizma vardır. Uluslararası mekanizmalar: Halen en önemli mekanizma BM Güvenlik Konseyi’dir. Bu mekanizma hakkında şunları bilmek gerekir:

▪Bu ekonomik yaptırımlara Türkiye dahil bütün BM üyeleri “hukuken” uymak zorundadır (BM Şartı, m.41 ve 23, 103, 2/5).

▪BM’nin kurulusundan1990’a kadar, bu mekanizma sadece 2 kere kullanıldı (Soğuk Savaşta Rusya her şeyi reddediyordu). Fakat 1990-2015 arasında tam 29 yaptırım rejimi yürürlüğe kondu.

▪BMGK kararları daimi üyelerin (Amerika, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin) “oy birliği” ile alınır ve her birinin “veto” yetkisi vardır.

▪Hangi ülkenin hükümetinin “meşru, gayrimeşru veya terör destekçisi” olduğunu, hangi örgütlerin “terörist” olduklarını onlar söyler ve bunun tersi de doğrudur (Mesela Amerikan vetosu nedeniyle İsrail’in, Rusya vetosu nedeniyle Esat’ın gayrimeşru ilan edilmesi asla söz konusu olamaz).

▪Uygulanacak yaptırımların kapsamını beş ülke belirler (Mesela 2010 İran yaptırımlarında, Çin vetosu nedeniyle, enerji hariç̧ tutuldu).

Ulusal mekanizmalar: Her ülkenin kendi hukukuna göre uyguladığı yaptırımlardır (Mesela Amerika’da başkan emirleri ve/veya CISADA gibi özel kanunlarla konur). Şunları bilmek gerekir:

▪Türkiye, “hukuken” bunlara uymak zorunda değildir. Buna karşılık, politik/ekonomik zorunluluklar olabilir.

▪BMGK mekanizması “hiç işletilemediği” durumda ulusal yaptırımlar konur (Amerika’nın Küba ambargosu, Hamas’ı terör örgütü sayması, vb.). “Kısmen işletilebildiği” durumda ise kalan kısım için ilave yaptırımlar konur (İran hakkındaki 1929 sayılı BMGK Kararında silah ambargosu ve nükleer program dahil olmasına rağmen enerji hariç̧ tutulduğu için ABD ve AB enerji endüstrisine “ilave yaptırımlar” koydular).

▪Ulusal yaptırımlar, ne kadar “uluslararası işbirliği” sağlanırsa o kadar başarılı olur, Hedef o kadar köşeye sıkışır (Aksi halde, Üçüncü Ülkelerle ticaret yapar, Uygulayıcılar mal satamadıklarıyla kalırlar). Bu işbirliği, Üçüncü Ülkelere diplomatik baskı yaparak sağlanır. 1998 G-7 Uzlaşması, bu konudaki kurumsal işbirliğidir.[i]

Yaptırımlar konusunun Türkiye açısında durumuna bakıldığında da tarihte Cumhuriyet dönemiyle beraber yaygınlaşan ilk ambargo Kıbrıs Barış Harekatı takibindeki yaşanan durumlarla olmuştur. Türkiye’ye ambargo uygulanma sebepleri şunlardır: 5 Şubat 1975’te başlayan ve üç yıl devam eden ambargonun sebepleri Haşhaş ekim yasağının kaldırılması, ABD’nin Vietnam mağlubiyeti, hükümete güvenin azalması ve Watergate skandalı sonrası Nixon’un istifa etmesidir.

O dönemin Türkiye’sinin ambargoya karşı şu tarz uygulamaları olmuştur. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulduğu açıklanmıştır. 25 Temmuz 1975’te ABD’ye nota verilerek ABD Savunma İşbirliği Anlaşması (3 Temmuz 1969) yürürlükten kaldırılmıştır. Türkiye’deki bütün Amerikan üs ve tesisleri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “kontrol ve gözetimi” altına alınmıştır. Amerika bu karşı yaptırımlara karşı istediklerini yerine getiremediğinden 26 Mart 1976’da üslerle ilgili yeni bir Savunma İşbirliği Anlaşması imzalamak zorunda kalmıştır. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi ambargonun kaldırılması şartına bağlanmıştır. 26 Eylül 1978’de Jimmy Carter’ın başkanlık döneminde ambargo tamamen kaldırılmıştır.[ii]

Günümüze gelindiğinde ise ABD, Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemlerinin alımı sebebiyle Türkiye’ye birçok yaptırım uygulama kararı almıştır. Türkiye Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı hedef alınırken, Türkiye yaptırım kararına tepki göstermiştir. Dışişleri Bakanlığı kararı tek taraflı görmüştür.[iii]

ABD Hazine Bakanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ve Başkanlık yetkililerinden Mustafa Alper Deniz, Serhat Gençoğlu ve Faruk Yiğit yaptırım listesine eklenmiştir. Ayrıca ABD’ye girişleri yasaklanmıştır. ABD’deki mal varlıkları dondurulmuştur.[iv]

Ortaya çıkan bu sonuç ve ambargoların uygulanma sürecini bakıldığında karşılıklı iki tarafı zora soktuğunu, istenilen karşılığın alınamadığı aşikardır. Çünkü müttefik ülkelerin birbirlerine karşı eylemleri sorun oluşturmuştur. Türkiye’nin orta büyüklükteki devlet olması ve bölgesel etkinlik sağlama durumundan dolayı savunma ihtiyacının karşılanması gerekmektedir. Ama bilindiği üzere tek bir ülkeyle çok fazla yoğun ilişki ortaya konulduğunda Kıbrıs Harekatındaki gibi ambargo ile karşılaşabilmek ülkenin çıkarlarını zedeleyici bir durum olmaktadır. ABD’nin bu bağlamda ikili oyun oynuyor olması Türkiye gibi müttefik ülkeleri kendisinden uzaklaştırır bir noktaya getirmiştir. Yani ez cümle kısa vadede istenilenler gerçekleşse de orta ve uzun vadede müttefik ülkelerin konumu birbirlerini kısıtlayıcı ve zorlayıcı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamdan bakınca Kıbrıs Harekatındaki ambargo ve dönüşü vari bir süreç kaçınılmaz olabilir. ABD’nin dış politika karar alıcılarının bu durumu büyük sorun haline dönüşmektedir. İkili ilişkilerde devletlerin birbirlerinin ihtiyaçlarına saygı duyup gereğinin yapılmasına olanak sağlamaları gerekmektedir.


[i] Serdar Acar, Economic Sanctions, “Between words and wars”/On Soruda Ekonomik Yaptırımlar”, 21.12.2017, (http://serdaracar.av.tr/yayinlar/BR1.pdf).

[ii] Dünya Bülteni, “ABD Türkiye’ye ilk ambargoyu ne zaman uygulamıştı?”, 23.05.2019, (https://www.dunyabulteni.net/dubam-genel/abd-turkiye-ye-ilk-ambargoyu-ne-zaman-uygulamisti-h117009.html).

[iii] Dışişleri Bakanlığı, “No: 321, 14 Aralık 2020, ABD’nin Ülkemize Karşı Açıkladığı Yaptırım Kararları Hk. (http://www.mfa.gov.tr/no_-321_-abd-nin-ulkemize-karsi-acikladigi-yaptirim-kararlari-hk.tr.mfa).

[iv] Euronews, “S-400 alım nedeniyle ABD’den Türkiye’ye yaptırım uygulama kararı”, 14.12.2020, (https://tr.euronews.com/2020/12/14/s-400-al-m-nedeniyle-abd-den-turkiye-ye-yapt-r-m-uygulama-karar).

Must Read

CUMHURİYETİN KURULUŞ BİÇİMİ

YAŞAR ERDEM Yazıya bazı alıntılar ile başlayalım:  "Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin...

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı...

Türk Ekonomisi’nin Yeniden Yapılanması İçin Gereken Adımlar

Türk Ekonomisi, Cumhuriyetin ilanından sonra hem küresel hem de yerel buhran ve krizlerle defalarca karşı karsıya kaldı. Türkiye Cumhuriyeti özellikle 24 Ocak...

HOMO SACER ECONOMİCUS

            Pandemi ile ilgili yaptığı açıklamalarla hem kamuoyundan hem de Zizek, Esposito, Nancy gibi düşünürlerden ciddi biçimde tepki toplayan Giorgio Agamben, salgının...

HAYVANLAR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-9 Bana ne olduğunu umursamazsan eğer, Ve ben de umursamazsam...