Ana Sayfa Anlık Dergisi Emeğe ve Düzene Tutulan Bir Kara Ayna: Ken Loach Sineması

Emeğe ve Düzene Tutulan Bir Kara Ayna: Ken Loach Sineması

Dijital dönüşüm, yapay zeka ve “insansız” X’ler çağında, tuhaf gibi görünen “makus talih” insanlar ve insanlığın yakasını bırakmıyor. Ne gariptir ki, şimdilerde virüs ile resmedilen bela(lar) silsilesi, Tolstoy’un “ekmek pahalı, emek ucuzdu” tasvirinin sadece güncel ve sansasyonel bir yansıması.

Doksanına merdiven dayamış olan Ken Loach II.Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde doğdu. Oxford Üniversitesi hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra; önce tiyatrolarda oyunculuğa sonra da televizyon yapımlarında yönetmen asistanlığı ve yönetmenliğe başladı. İlk filmi Poor Cow’u Londra’nın bugününde de var olan kenar mahallelerinde çekti. 1967’deki feminizm temalı ilk filminin ardından bu kez Ken Loach 1969’da Kerkenez ile izleyenleri kömür madenlerine götürdü.

Dünyanın sosyal ve ekonomik seyrine paralel ve de toplumcu imzasını zaman ve ana akım tesirinden bağımsız olarak yansıtan Ken Loach’un, bugün onu benzersiz kılan asıl yanı ise 1990’larda “hiç bitmeyecek” zaferini ilan eden neoliberal dünya temasına yönelik sinemada getirdiği bakış açısıdır.

Loach’un sinemasında başrolde net bir biçimde işçi sınıfı, mekanlarda ise bugün dünyanın yarıdan fazlasının evrenine denk biçimde yoksulların, işsizlerin, kıt kanaat geçinenlerin ve orta sınıfların yaşam alanları vardır. Asli yaşam koşulları, özellikle Türkiye’den alışkın olduğumuz “fakir mahalle, villa, plaza ve hırçın aşıklar” bayatlığı ile laboratuvar klişelerden çok uzakta, izleyenleri her türlü koşul ve şartta günümüz düzeninin karanlıkta bırakılan yerlerinden yakalayacak biçimde anlatılır.  

Bir Başkadır’ın son günlerde salladığı ülkemiz iklimine de, Britanya’ya da, dünyanın herhangi bir yerindeki insanlara da aktarımı nettir Ken Loach’un. Cannes 2016’daki ödül konuşmasında kurduğu “Şu anda bir umutsuzluk döneminden geçiyoruz. Böyle umutsuzluk dönemlerinden kötülük yararlanmaya çalışır. Biz yaşlılar bunun ne gibi sonuçlar doğurabileceğini biliriz. Buradan bir umut mesajı göndermeliyiz. ‘Başka bir dünya mümkün ve gerekli’ demeliyiz.”. cümlelerindeki gibi. Ciddiye alınmak isteyen ve ciddiye alarak bir şeyler izlemek isteyenlere Ken Loach’lu seyirler!

Must Read

Sürdürülebilir Türkiye!

Türkiye Cumhuriyeti, Paris Anlaşması’nı TBMM’de kabul etmesinden sonra ve son yıllarda sık sık karşılaştığımız sürdürülebilirliği artık hayatımızın her noktasında göreceğiz. Paris Anlaşması’nı,...

5. Yılında 15 Temmuz 2016 Darbe Girişiminin Dış Politika Yansımaları

Bundan yaklaşık 5 yıl önce darbe girişimine şahit olmuştuk. Karşılaşılan durumlar ve süreç içerisinde ortaya çıkan tüm değişkenlere bakıldığında aslında hâlâ net...

RÖPORTAJ: ÇİMEN GÜNAY ERKOL’LA YARALI ERKEKLİKLER VE ERKEKLİK ÇALIŞMALARI ÜZERİNE

Çok basit bir soruyla giriş yapacağım ama alanı henüz tam tanımayan öğrenciler için oldukça yararlı bir soru bu. Türkiye özelinde konuşmak gerekirse...

POLİTİKLEŞEN BEDENLER: KEMALİZM BAĞLAMINDA LGBTİ+LAR

Büşra İşguzar & Burak Gümüş Günümüzde LGBTİ+’ların sağ politik zeminde günahkâr olarak damgalandığı ve kriminalize edilerek ötekileştirildiği bu dönemde...

KAPİTALİZM KRİZİNİN ORTASINDA KENDİ KRİZİNİ YAŞAYAN KEMALİZM

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-11 KAPİTALİZM KRİZİNİN ORTASINDA KENDİ KRİZİNİ YAŞAYAN KEMALİZM “Sermaye belki...