Ana Sayfa Anlık Dergisi 21.Yüzyılda Kemalizm Bünyesini Arayan Bir Düşünce mi, Düşüncesini Arayan Bir Bünye mi?

21.Yüzyılda Kemalizm Bünyesini Arayan Bir Düşünce mi, Düşüncesini Arayan Bir Bünye mi?

Nevi şahsına münhasır yönetmen Andrey Tarkovski, biri bir şeyden çok söz ediyorsa, onun yokluğundan muzdariptir biçiminde bir deyişte bulunmuş vakti zamanında. Türkiye’nin toplumsal, siyasal, kültürel ve iktisadi hayatına baktığımızda dün, bugün ve muhtemeldir ki yarın varlığından ya da yokluğundan bahsetmenin son derece mümkün olduğu kavramlardan biri Kemalizm denilebilir.

Kemalizm’in bu yönü, çeşitli bakış açıları ve değerlendirmeler de göz önüne alındığında kimilerine göre ustalığı ve eserleri tartışmasız fevkalade olan, kimilerine göre de can sıkan, ne yapmaya çalıştığı anlaşılmayan Tarkovski ile benzerlik kurduruyor bana. Tarkovski’nin İz Sürücü (Stalker) filminden bahsedelim örneğin, uluslararası mecrada neredeyse hiç öne çıkmayan ve Sovyetler Birliği nazarında da pek sempati toplamayan bir yapım. 1979 yapımı olan ve Arkadiy & Boris Strugatsky’nin Uzayda Piknik kitabından uyarlanan filmde birçok eleştirmenin yaklaşımına da göre inanç, rasyonel düşünce ve insan doğası, bölge adındaki gizemli bir yere yapılan yolculuk temelinde ele alınıyor. İnanç ile rasyonalite arasındaki “bilinen” rekabet, yönetmenin insan doğasına ilişkin kendi tarzı ile resmediliyor. Filmin sinema yönü bir yana, mana ve mesaj açısından dünyadan kopuk olarak ele alınması son derece yanıltıcı olabilecek “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş süreci” ile ilişkilendirilmesi mümkün gibi görünüyor.

Bilimsel gelişmelerin; toplumların sosyal, kültürel ve iktisadi yaşamlarında ve devletlerin stratejik ölçekte diplomatik/askeri manevra alanlarında etki ve sonuçlara neden olduğu 20.yüzyılın başında cereyan eden olayların tahlili de, dünya tarihi ve uluslar açısından inanç, rasyonalite ve insan doğası çerçevesinde ele alınamaz mı?

Osmanlı Devleti’nin son birkaç yüzyılını kapsayan, dünyada yaşanan ve etkileri dünü biçimlendirdiği kadar bugüne ve geleceğe ulaşan, küresel tarihsel gelişmelere paralel düşünce akımları ve siyasal evren, İz Sürücü filminde gizemli(!) bölge’ye yolculuğu gerçekleştiren rehber (iz sürücü), yazar ve fizik profesörünü anımsatıyor. Osmanlı Devleti’nin geleceğini; geçmiş-bugün izdüşümü ile idealize etme gayesindeki düşünce ve bünyelerin insan doğasında var olagelen olguları, günün esinlenmeleri ve düşüncede vuku bulan gereksinimler temelinde bir arayış ile varılmak istenen bir nokta ufkunda toplumsallaştırmaları da karşımıza benzer mefhumu çıkarıyor.

Bugün gelinen noktada, İz Sürücü filmi ile bağdaştırarak anlatmaya çalıştığım mefhumun dönemsel ve diyalektik yolculuğu, dünyadaki gelişmelere paralel; denge bakımından değişimler geçirerek inanç, rasyonalite ve insan doğası çerçevesinde devam etmektedir diye düşünüyorum.

Kemalizm’i Bağımsızlık Mücadelesi verilen dönem, Cumhuriyet’in kuruluşu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıla ulaşmak üzere olan varlığı gibi dönemler perspektifinde ele alınca tıpkı, dünyaya paralel olduğunun altını çizdiğimiz Osmanlı Devleti’nin son birkaç yüzyılında ortaya çıkan düşünce ve pratikler evreninin farklı bünye ve akımlarının evreler bazındaki seyrine benzer bir manzara ile karşılaşıyoruz.

Post-Truth temasının öne çıktığı, mealen “olan”dan çok “olması gereken”in ya da kişisel tercihin “gerçek” addedilebildiği günümüzde; Kemalizm’e ya da diğer herhangi bir kavrama insan doğasının bugünü itibarı ile inanç ve rasyonalite açısından yaklaşmak mümkün. Yaklaşım bir yana, gerek tarihsel zeminde gerekse Kemalizm’in aslında ne olduğu; dün, bugün ve yarın ne ifade ettiği/edeceği hususlarında herhangi bir değerlendirmede bulunmanın önünde hakikat açısından sınayıcı bir müşterek eşik bulunmuyor. Yine İz Sürücü filmine dönecek olursak, bugün de var olan inanç ile rasyonalite arasındaki bilinen rekabet burada da varlığını sürdürüyor.

Varlığı yadsınmaz olan ise; yazıya başlangıçta Tarkovski ifadesi ile değindiğim varlığından (yokluğundan) muzdarip olma durumu ya da duygusu. Tüm bu satırları, “bugün herkes Kemalizm, Neo-Kemalizm, Post-Kemalizm, Post-Post Kemalizm’den ya da Kemalist Vesayet’ten bahsediyor, demek ki herkes Kemalizm’in yokluğundan muzdarip.” diye bitirecek değilim. Ancak bir tarihsel aktör olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Kemalizm’in, tıpkı Yönetmen Andrey Tarkovski, O’nun sinema anlayışı ve eserlerine benzer biçimde “kusursuz, ne idüğü belirsiz ya da can sıkıcı” olarak nitelenebildiğini görüyorum. Buradan başlıkta sorduğum sorunun yanıtına gelecek olursak; 20.yüzyılda, teşbihte hata olmazsa Kemalizm Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’te bünyeleşmiş hali ve bugünü itibarı ile iz sürmeye devam ediyor. Tarihte her dönemde düşüncesini arayan insan doğası da bünyesini yine döneminin koşullarıyla biçimlendiriyor. Türkiye Cumhuriyeti ölçeğinde düşünce ve pratikler evreninin yolculuğu, dünyadan kopuk olmadan sürüyor. Post-Truth’un tılsımı bünyeleri tesiri altına alsa da Uzayda Piknik Çağı, iz sürenlere müjde ve mucizeler değil yeni yolculuklar sunuyor.

Must Read

Kartaca Roma İkilemi

            İki bin yıldır yönetim biçimleri açısından karşılaştırılan bu iki devletin birbirine politik olarak rakip olduğu ve anlatılanların aktarılış biçiminde sadece basit...

Dış Politikada Neler Oluyor

Günümüz Türkiye’sinin karşılaştığı sorunlar esasında geçtiğimiz yüzyılda var olan dış politika tercihleri paralelindeki gibi gerçekleşmiştir. Bilindiği üzere Soğuk Savaş sürecinde iki kampa...

Kemalizmin Apollonik ve Diyonizyak Bağlamda İncelenmesi

            Son dönemde Kemalizm’in bazı savunucuları tarafından Platonik bir bakış açısıyla, uygulama alanı bulduğu cumhuriyetin ilk dönemlerine yönelik asrı saadet yakıştırmaları gündemi...

Kimsesizlerin Kimsesi Olmak

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-10 KİMSESİZLERİN KİMSESİ OLMAK Tanrı çobanımdır; benim eksiğim olmaz.Beni taze çayırlarda...

De-Kemalizasyon Üzerine

Anlık Dergisi’nin önceki sayısındaki yazımda Neo-Kemalizm üzerine düşüncelerimden bahsetmiştim. Bu sayımızdaki yazımda ise De-Kemalizasyon kavramı ve süreci üzerine düşüncelerimi özetlemeye çalışacağım. Tahmin...