Ana Sayfa Anlık Dergisi DÜŞLEMEK, DEVRİMCİ BİR EYLEMDİR

DÜŞLEMEK, DEVRİMCİ BİR EYLEMDİR

Kemalizm’in altı temel ilkesinden birisi: “Devrimcilik”. Kemalizm’in dogmatikleşmeyeceğinin garantisi gözüyle bakılır bu ilkeye. Üzerinde uzun uzadıya “Devrimcilik denilmesi mi doğru, inkılapçılık denilmesi mi doğru?” tartışmaları yapılır. Ve “altı ilke arasında Devrimcilik ilkesinin de sayılmasıyla, artık Kemalizm’in asla dogmalaşmayacağı” dogmasında karar kılınarak tartışmalar sonlandırılır.

Oysa, asıl tartışılacak konu işte tam burada başlar.

Mazhar Müfit Kansu’nun, Kemal Atatürk’le meşhur bir anısı vardır:

Erzurum Kongresi arefesi Mustafa Kemal, Mazhar Müfit’ten söyleyeceklerini defterine not düşmesini ister…

“Zaferden sonra hükümet biçimi cumhuriyet olacaktır. Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır. Örtünme kalkacaktır. Fes kalkacak uygar milletler gibi şapka giyilecektir. Latin harfleri kabul edilecektir.”

Mustafa Kemal bunları dikte ettiği sırada, Mazhar Müfit duraksar ve şu tepkiyi verir: “Darılma ama paşam, sizin de hayalci taraflarınız var…”

Rastgele söylenmiş bu cümle pek çok noktayı açıklığa kavuşturan kilit bir cümledir.

Evet! Mustafa Kemal’in de, tüm devrimciler gibi, hayalleri vardır. Üstelik bunlar beş maddeden çok daha fazladır.

Zaten kimdir “devrimci”? En yalın tanımla: içerisinde yaşadığı toplumu, dünyayı kendi hayallerine ve kafasındaki ideale göre biçimlendirmek çabasında olan kimsedir. Yani hayaller, bir devrimcinin içerisindeki mücadele ateşinin yakıtıdır.

Ancak tarih defalarca hayallerine erişen devrimcilerin, derhal o gerçekleşen hayali güvende kılmak sevdasında birer muhafıza dönüştüğünü not etmiştir. O noktada devrimci, artık bir muhafazakardır. Ve ne yazık ki muhafazakarlık, bir bakıma dogma batağına saplanmak demektir. İşte Kemalizm’in Devrimcilik ilkesi de tam burada anlam kazanır.

Hayır! Kemalizm, altı ilke arasında tek kelime bir Devrimcilik ilkesi sayılmasıyla dogmalaşmaktan kurtulmayacaktır. Bilakis böyle olacağını zannetmek, başlı başına bir dogmadır. “Kemalizm devrimci bir ideolojidir” demek, Kemalizm’i devrimci bir ideoloji yapmaz. Kemalizm’i devrimci bir ideoloji yapacak olan, Kemalist devrimcilerdir. Ve bunun yolu-yöntemi; Atatürk’ten özdeyişler alıntılamak ya da bunları sloganlaştırmak, onun söz ve davranışlarından değişmez doğrular devşirmek, amaçlarını ve hatıralarını emsal alıp, tüm icraatleri bu kalıplara benzeştirmek değildir.

Yöntem: hayalcilikte Mustafa Kemal’i dahi aşmaktır. Yöntem: çağı başka hiç kimsenin algılamadığı şekilde idrak etmek ve çağın ötesine doğru bir adım atmaktır.

Zira Kemalizm, devrimcileri defterlerine erişilecek hayaller not ettiği ve erişilen her hayalin yerine bir yenisi eklendiği sürece devrimci bir ideoloji olacaktır. Devrimcilik ilkesi ile özetlenen budur…

Dikkat edersek görürüz ki; aslında Mustafa Kemal, bizlere sadece bir tek şeyi muhafaza etme görevi vermiştir: Türk Devrimi… Ve bir tek istikameti işaret etmiştir: Çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine yükselmek… Ki, tüm bunlar sonsuz bir serüven demektir.

O halde iğneyi önce kendimize batırmak, o halde cesurca sormak gerek: Kemalistler, 10 Kasım 1938’den bu yana, sarı saçlı-mavi gözlünün Samsun’dan bir daha gelmesinin ötesinde neyin hayalini kurdular? 10 Kasım 1938’den bu yana defterlere hangi yeni maddeler eklendi? Devrim ateşimizi hangi yakıt körükledi?

Kemalistler, henüz kelimelere dökülecek hayaller kurmaktan dahi yoksunken; topluma vaat edilebilecek, geleceğe dair en ufak bir manzara tasvir edemezlerken; hangi devrimi, nasıl gerçekleştirecekler? Henüz kendileri bir adım önlerini göremezken, halkın bu sonsuza uzanan macerada peşlerinden gelmesini nasıl isteyecekler?

Kadınlara seçme-seçilme hakkı, Köy Enstitüleri, Sadabat Paktı, uçak fabrikaları gibi; bir kahramana ait olan ve yüz yıl geride kalmış hoş menkıbelerin nakilciliğinden ne zaman kurtulacaklar? Bu siyah beyaz fotoğrafların, yirmi birinci yüzyılda halkta yeniden heyecan uyandıracağına en başta kendimiz inanıyor muyuz? Üstelik çağımızda her şey ne kadar renkliyken…

Oysa, bize en başta lazım olan şey, heyecanımıza, inancımıza yakıt olacak, ideolojimizi donmaktan kurtaracak olan şey: düşlemektir… İleriyi… O aydınlık, güzel günleri… O mutlu, refah içindeki insanları düşlemek… Çünkü düşlemek, devrimci bir eylemdir…

NOT: 2015 Yılında Nasıl Dergisi’nde yayınlanmıştır.

Must Read

CUMHURİYETİN KURULUŞ BİÇİMİ

YAŞAR ERDEM Yazıya bazı alıntılar ile başlayalım:  "Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin...

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı...

Türk Ekonomisi’nin Yeniden Yapılanması İçin Gereken Adımlar

Türk Ekonomisi, Cumhuriyetin ilanından sonra hem küresel hem de yerel buhran ve krizlerle defalarca karşı karsıya kaldı. Türkiye Cumhuriyeti özellikle 24 Ocak...

HOMO SACER ECONOMİCUS

            Pandemi ile ilgili yaptığı açıklamalarla hem kamuoyundan hem de Zizek, Esposito, Nancy gibi düşünürlerden ciddi biçimde tepki toplayan Giorgio Agamben, salgının...

HAYVANLAR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-9 Bana ne olduğunu umursamazsan eğer, Ve ben de umursamazsam...