Ana Sayfa Anlık Dergisi ALTI OKUN MOTORU: DEVRİMCİLİK

ALTI OKUN MOTORU: DEVRİMCİLİK

Mustafa Kemal ile başlayalım söze:

            “Henüz kurtulmuş değiliz, atılan adımlar bundan sonra atılması gereken adımların başlangıcıdır. İnsan daha başlangıçta iken sonuca vardığını iddia ederse dünyanın en derin gafleti içinde dalıp gitmiş sayılır. Biz daha çok adımlar atmak zorundayız. Bu adımlar hem çok hızlı, hem de çok uzun olmalıdır. Bu yüzden de bu adımları doğru ve belirli bir yöne doğru atabilmek için kendi mukadderatımıza kendimiz sahip olmak zorundayız.”

            Devrimcilik ilkesinin kodlarını belki de doğrudan bu cümle içinde aramak gerekiyor. Zira aklımızdaki devrim fikrinin bu cümlelerdeki gibi olduğunu pek zannetmiyorum. Yaşadıklarımız, düşündüklerimiz ve siyasetimiz de bu cümlelerin oldukça gerisinde…

            Devrimcilik ilkesi altı ok içinde siyasal hayatta kendisine en az yer bulan ilkedir. Kullanımı oldukça kolay olmasına rağmen kullanmaya dair iradenin ortaya çıkması bir o kadar zordur. Devrimcilik ilkesini diğer ilkelerden farklı kılan çok önemli bir özelliği bulunmaktadır: devrimcilik olmaza diğer tüm ilkeler boşlukta kalır. Devrimcilik, altı okun yürütücü ilkesidir. Devrimcilik, diğer oklar üzerine kurulacak siyasetin ana yöntemi ve yürütücüsü görevine sahiptir.

            Atatürk döneminin “devrimler dönemi” olarak adlandırılmasını sağlayan husus imparatorluklardan ulus-devletlere dönüş sürecinde çok sayıda radikal değişikliğin gerçekleştirilmiş olmasıdır. İmparatorluklardan ulus-devletlere dönüşüm sürecinde “eski”yi temsil eden başta halifelik ve saltanat olmak üzere tüm geleneksel kurumların ortadan kaldırılmış olması devrimin sınırlarını belirleyen bir konu değildir ama ne yazık ki bugün bu şekilde karşılık bulmaktadır. Devrimi yalnızca Osmanlı’dan kalma kurumların yıkılması olarak algılamak bu ilkeden hiçbir şey anlamamakla eş değerdir. Bu aynı zamanda şu anlama gelir: “Yapılabilecek bütün devrimleri Atatürk yaptı, bu yüzden yeni bir devrimci hamleye gerek yok.” İşte tam bu nokta bu zihniyetin Atatürk’ün devrimci vizyonundan koptuğu noktadır.

            Yazının başındaki cümleyi yeniden okuyanlar ve o cümlelerden hakiki bir ders çıkarmaya çalışanlar elbette Kemalist devrimin bu topraklarda yeniden bir doğuş olduğunu gerçeğini saklı tutarak sürekli akış içinde olan bir toplumsal devinimde devrimlerin kesintiye uğrayamayacağını tespit edebilirler. Mustafa Kemal, devrimcilik ilkesinin temel esaslar içine dahil edilmesine karşı çıkanlara şu sözlerle sesleniyor:

            “Cemiyet durmaz, ekonomik meseleler yalnız bugünün meselesi değildir. Bunun gelişmesi ve zamana göre ilerlemesi lazımdır. Biz bugün bu vaziyetteyiz ama bu vaziyette kalamayız. Onun için her meselede inkılapçı olacağız.”

Afet İnan’ın aktardığı bu cümleler ile yazının başındaki cümlelerin birbiri ile ne kadar tutarlı olduğunu görmek mecburiyetindeyiz. Özetle “cemiyet durmaz” diyor Mustafa Kemal. Sürekli bir akış halindedir ve devrimcilik ilkesi sürekli bir akış haline olan yaşamın içinde sürekli bir dönüşümü ve yenilenme ihtiyacını da beraberinde getirir. Devrimciliğin sürekliliğin esas kaynağı yaşamın sürekli bir akış ve değişim içinde olduğunun kabulünde yatmaktadır.

Öte yandan bugüne geldiğimiz zaman manzaranın pek de buradaki cümlelerle paralel olmadığını da göreceğiz. Yaşamın sürekli bir akış içinde olup olmadığını tartışabilmenin pek imkanı olmadığı entelektüel camiamızda en çok bahsi geçen konuların 30’lara dönüş ile sınırlı kaldığını söylemek pek de yanıltıcı olmayacak. Devrimcilik ile taklitçilik arasındaki farklılıkları tespit edemediğimiz zaman hep aynı kısır döngünün içinde debelenmeye devam ediyoruz. Mevcut durumdaki araçları ıslah ederek sonuca ulaşmaya çalışan bir idare-i maslahatçılık döneminin ürünleri haline geldik. Mustafa Kemal “idare-i maslahatçılardan esaslı devrimci olmaz” derken yalnızca kendi dönemindeki kişileri değil böyle bir yaklaşıma sahip herkesi kastettiğini unutmayalım.

Kendi döneminin sorunlarını basit reformlarla geçiştirmeye, mevcut kurumlarla işbirliği ve uyum içinde memleketi ilerletmeye çalışsaydı başarılı olup olamayacağını tartışarak hiç vakit kaybetmeyelim. Ne de olsa sonucu hepimiz biliyoruz…

Devrimcilik ilkesinin Türk devriminin motoru olmasının altında yatan husus mevcut siyaset araçlarını gözü kapalı bir biçimde yok sayması ve yerine daha işlevsel yeni mekanizmalar yaratabilmiş olmasıdır. Kimseye karşı hiçbir edilgenlik göstermeden kurtuluş rotasını memleketin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden çizebilecek kadar kararlı ve cesur bir yönetici zihniyeti ancak devrimci olabilir. Çürümüş zihniyetler ve kurumlarla bir arpa boyu bile yol alınamayacağını defalarca tecrübe etmiş ve devrimci pratiğine farklı yoldan gitmeyi tercih etmiştir.

Bunun karşısında durağanlığı, yeni olana karşı korkuyu, yoldan sapma endişesi ile bir adım bile kendi dar çemberinden bir adım bile dışarı atamayan bugünün Atatürkçülüğü o günün devrimci ruhunu taşımamakta aksine toplumla ve dünyayla kendisine daha fazla duvarlar örerek ve Mustafa Kemal’in mirasını çürümeye terk ederek muhafazakarlaşmaktadır. Sürekli aklın ve bilimin yolunu gösteren, her daim yeni toplumsal akışlara karşı yenilenmeyi öğütlemiş bir önderin ardıllarının sadece kaygı ve korku ile bu mirası koruma adı altında saklama ve bir dokunulmazlık kazandırma girişimleri Kemalizm karşıtı cenahların işini daha da kolaylaştırmakta, geliştirilmesi, yorumlanması ve güçlendirilmesi gereken bir ideoloji her türlü saldırıya karşı savunmasız bırakılmaktadır.

Devrimcilik ilkesinin hayata geçirilmesi yalnızca bir ihtiyaç değil bir zorunluluktur. Kendi köklerini reddetmeyen, kılavuzlarını terk etmeyen bir ilerlemenin Mustafa Kemal’e ve O’nun mirasına zararı değil aksine gelecek kuşaklara sağlıklı bir biçimde aktarılabilmesi ve Kemalizmin 21. yüzyılda da hala Türkiye için en geçerli çözüm olabildiğinin anlatılabilmesi için faydalı olacaktır. 

Must Read

CUMHURİYETİN KURULUŞ BİÇİMİ

YAŞAR ERDEM Yazıya bazı alıntılar ile başlayalım:  "Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin...

Yeni Anayasa Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliklerinin gerçekleşme süreci ayrıca bunların yanında var olan tartışmaların büyüklüğü salt bu satırlar üzerinden aktarılamayacak şekilde çalışmalar ya da yazı...

Türk Ekonomisi’nin Yeniden Yapılanması İçin Gereken Adımlar

Türk Ekonomisi, Cumhuriyetin ilanından sonra hem küresel hem de yerel buhran ve krizlerle defalarca karşı karsıya kaldı. Türkiye Cumhuriyeti özellikle 24 Ocak...

HOMO SACER ECONOMİCUS

            Pandemi ile ilgili yaptığı açıklamalarla hem kamuoyundan hem de Zizek, Esposito, Nancy gibi düşünürlerden ciddi biçimde tepki toplayan Giorgio Agamben, salgının...

HAYVANLAR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-9 Bana ne olduğunu umursamazsan eğer, Ve ben de umursamazsam...