Ana Sayfa Kamuoyu Duyurusu Fikir Dünyamızdaki Çölleşmeye Ortak Olmayı Reddediyoruz | Kamuoyu Duyurusu

Fikir Dünyamızdaki Çölleşmeye Ortak Olmayı Reddediyoruz | Kamuoyu Duyurusu

18 Mart 2017 tarihinde ilk sayısını yayınladığımız ve üç yılı aşkın bir süredir düzenli olarak yayın hayatını sürdürdüğümüz Anlık Dergisi’ni ortaya çıkaran başlıca unsur, Kemalist düşüncenin fikirsel bir çölleşmeyle yüz yüze olduğu gerçeğini görmemizdi. Elbette bu düşünsel çölleşme, Kemalizmin zaaflarından değil; Kemalistlere önderlik eden kadroların yetersizliklerinden kaynaklanmaktaydı. Zira 2017 yılında Kemalist fikirlerin kuramsal düzeyde tartışıldığı tek bir süreli yayın organı yoktu. İnternet üzerinden yayıncılık faaliyetlerini sürdüren grupların sayısı da oldukça azdı. Bu noktada ifade etmek isteriz ki son üç yıl içerisinde kurulan Hararet, Kemalist Yön Hareketi ve Toplum ve Ütopya gibi çeşitli organizasyonların vücut bulması bizi mutlu etmektedir. Kendilerini, aynı amaca ulaşmak isteyen farklı çoban ateşleri şeklinde değerlendirmekteyiz. Bu nedenle de kardeş yayın organı olarak gördüğümüz bu yapılarla her fırsatta yan yana gelmeye ve birlikte bir şeyler üretmeye özen göstermekteyiz.

Bu doğrultuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının; yani ulusal egemenliğimizin 100. yılını kutlamak amacıyla Youtube üzerinden yayın yapan Anlık TV’yi kurduk. Böylece Anlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yüce’nin moderatörlüğünde hem düşün dünyasından hocalarımızı hem de kardeş olarak gördüğümüz yayın organlarından konuşmacıları davet ederek ulusal egemenliğin 100. yılında Kemalist düşüncenin hangi noktada olduğunu ortaya koymaya çalıştık. Bu bağlamda benzer şekilde programlar yayınlamaya başlayan diğer gruplara da elimizden gelen katkıyı sağlamaktayız.

Nitekim Kemalist Yön Hareketi de benzer tartışmaların yapılabilmesi amacıyla 24 Nisan 2020 tarihinde kendisini Kemalist olarak tanımlayan çeşitli kurumların yer aldığı bir etkinliği icra etti. Bu etkinliğe dergimizin genel yayın yönetmeninin davet edilmesi nedeniyle kendilerine teşekkür ederiz. Ancak gerek söz konusu etkinlik sırasında gerçekleşen kimi konuşmalar ve gerekse de yayın akışı esnasında izleyiciler tarafından yapılan tartışmalar vesilesiyle Kemalistler içerisinde yaşanan fikirsel çölleşmenin boyutlarının bir kez daha gün yüzüne çıktığı kanaatindeyiz.

Zira yayın esnasında zaman zaman ortaya çıktığını hissettiğimiz düşün dünyasına yönelik küçümseyici tutum sebebiyle büyük üzüntü duymaktayız. Çünkü bir yandan kavramsal tartışmaların gereksiz olduğu belirtilerek, bu tür çalışmalar yapılmasa da olur imasında bulunulmuş; diğer yandan da sürekli olarak “şimdi eylem zamanı” vurgusu yapılmıştır. Oysa bilmekteyiz ki düşün çalışmalarında bulunmak da mücadele adına saygın bir eylemdir ve mücadele, sadece pratik çalışmalardan ibaret değildir. Öyle zannederiz ki birileri, eylemsel çalışmalarda birer kol gücü olarak gördükleri gençlerin, fikirsel çalışmalarla da ulaşabildikleri noktalardan endişe ve rahatsızlık duymaktadır. Bu saptamanın ardından, elbette ne demek istediğimizi açmamız gerekmektedir.

Fikirsel tartışmaları nafile bulan pek çoğuna göre, eylemsellik ve işin pratiğine yoğunlaşmak Kemalizmi ve Kemalist mücadeleyi daha ileri noktalara götürmeye yetecektir. Nitekim bunu salık veren büyüklerimizin, on yıllardır aynı formülü önümüze koymakta ısrarcı oldukları gözlemlenmektedir. Oysa gerçeğin böyle olmadığını anlamak için 2007 yılında gerçekleşen ve katılmaktan şeref duyduğumuz Cumhuriyet Mitinglerine bakmak yeterli olacaktır. Milyonlarca Cumhuriyetçinin yan yana katılım sağladığı bu eylemler dizisi, arka planda bu eylemi yönlendirecek, ona bir hedef sunup, istikamet çizecek bir düşünsellikten yoksun olması nedeniyle arzu edilen hiçbir netice alınamadan tükenmiştir. Bu bağlamda kitle örgütlerinin yönetim kademelerinin, kitlelere yön tayin edebilecek esaslı fikir ve yaklaşımlardan yoksun olmaları, en kibar ifadeyle bir ayıptır. Burada kabahat elbette, eylemsellik davetine iştirak eden milyonlarda değil; insanları her fırsatta eylemselliğe çağırırken, eylemin arkasındaki düşünsel altyapıyı düzgün kuramayan, eylemin şartları, dayanakları ve maksadını doğru tespit edemeyen, adeta “eylemin amacı eylem yapmaktır” yanılgısına düşen yönetimlerdedir.

Bahse konu olan anormallik bağlamında şunu sormak elzemdir: Bugün, Türkiye’nin en büyük demokratik kitle örgütlerinden bazıları, toplum nezdinde bu örgütlerin sıkletleri nispetinde bir etkiye sahip olmadıklarının farkında değiller midir? Maalesef bu örgütleri ailemiz olarak görsek de kafası gövdesini yönetmekten yoksun obez bir bedenin ataleti içerisinde bulunduklarını ifade etmeye mecburuz.

Bir gerçeği kabul etmek gerekmektedir. Siyasal İslam, iktidara bir günde gelmemiştir ve iktidara yürürken, rızayı imal edecek düşünsel derinliği de göz ardı etmemiştir. Örneğin şimdilerde İslamcı fikirlerini başka bir siyasi yapıda sürdürmeye çalışan kimi akademisyenler, bir dönem iktidar partisinin genel başkanlığını ve Türkiye’nin başbakanlığını yapmış ve akademik çalışmaları sürecinde oluşturdukları teorik görüşlerini, özellikle de dış politika alanında, hayata geçirmek girişiminde bulunmuşlardır. Yine günümüzde SETA isimli strateji merkezinin iktidarın politika üretiminde oldukça etkili olduğu somut bir gerçekliktir. Dahası günümüzde onlarca siyasal İslamcı düşünce kuruluşu varlığını sürdürmekte, bu cenahtan çok sayıda televizyon kanalı yayın hayatına devam etmekte ve sayısız dergi ve gazete çıkartılmaktadır. Bu manzara karşısında diyebiliriz ki; kitleleri ikna ederek rızayı sağlayan unsurun –taraftarı ya da karşıtı olalım- düşünsel zenginlik olduğu gerçeğiyle yüzleşmek bir zorunluluktur.

Yine tarih göstermektedir ki; Kemalizme kitleler nezdindeki ilginin en çok arttığı dönemler, ne yazık ki bugün birilerinin kendi noksanlarını gizlemek için küçümsediği, düşünsel faaliyetlerin en yoğun olduğu süreçlerdir. Maalesef bugün Ceyhun Atuf Kansu, Şevket Süreyya Aydemir, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Doğan Avcıoğlu, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Necip Hablemitoğlu gibi pek çok önemli aydınımız hayatta değildir. Günümüzün entelektüel olarak kabul edilenleri ise ya İslamcı kanattan yönelen eleştirilere yanıt veya kişi ve dönem güzellemeleri yazmaktan başka bir şey yapmamakta ya da kelime oyunlarından ibaret, okurken hoşa giden ancak bilgi vermekten ve düşündürücülükten yoksun yazılarla bize duymak istediklerimizi söylemektedir.

Anlaşıldığı kadarıyla, böyle bir ortamda bir kısım genç kalemin düşünsel tartışmalar yapması bazıları açısından rahatsızlık verici olmaktadır. Zira birilerinin konforlu tutumlarına meydan okumakta ve ezberlerine açıktan hücum etmekteyiz. Elbette kendimizi yukarıda ismi geçen değerli aydınlarla mukayese etmiyor, daha gidecek çok yolumuz olduğunu biliyoruz. Lakin içinde bulunduğumuz düşünsel çölleşmeyi de görüyor ve fikirsel tartışmaların önemini bir kez daha vurgulama ihtiyacı hissediyoruz.

Bu noktada sorulması gereken bazı soruları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Bugün, Kemalistlerin fikirlerini net bir şekilde kitlelere yaymasını sağlayan bir gazete var mıdır?
  • Bugün, Kemalist fikirlerin üretim atölyesi olarak çalışan bir düşünce kuruluşu var mıdır?
  • Bugün, Kemalistlerin kendi fikirlerini özgürce tartıştıkları bir televizyon kanalı var mıdır?
  • Bugün, Kemalist fikirleri parti programı olarak benimsemiş ve iktidara yürüme iradesi gösteren bir siyasi parti var mıdır?

Maalesef yukarıdaki soruların tamamının yanıtı olumsuzdur. Üstelik bu soruları can sıkacak şekilde çoğaltmak da mümkündür. Elbette böylesi bir yokluk içerisinde bulunan Kemalistlerin, yurdumuzun ve ulusumuzun geleceğinde etkin olamaması bir yana, diğer siyasi görüşler ve temsilcileri tarafından bir güç merkezi olarak değerlendirilmemeleri de olağandır.

Bu vasatı aşmak gayesiyle düşünsel çalışmalarımızı sürdüreceğimizi bir kez daha yinelemek isteriz. Bu noktada, düşünsel düzlemde durduğumuz Sol-Kemalist çizgiyi eleştirecek ve yeni fikirsel tartışmalara imkân yaratacak tüm yazınsal ürünleri de olumlu karşılayacağımızı ve dergimizin sayfalarının buna her daim açık olduğunu ifade etmek isteriz. 

Lakin belirtmemiz gereken bir diğer önemli husus, Türkiye’nin hızla 21. yüzyılda Kemalizmin yol haritasını ortaya koyacak profesyonel bir düşünce kuruluşuna ihtiyaç duyduğudur. Çünkü Kemalizmin yeniden kitleler tarafından keşfedileceği bir dönemin arifesinde olduğumuz kanaatindeyiz.

Bu bakımdan, tarafımıza yöneltilen “birileri de bir kenarda gönüllü olarak teorik çalışmalarını yapsın” minvalindeki eleştiriler, eleştiri sahiplerinin taşıdıkları unvanlara ve daha da önemlisi “Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir.” diyen Ulu Önder’in manevi mirasına yakışmamaktadır.

Elbette birileri gönüllü olarak fikirlerini yazmaya devam edecektir. Bunun için kimseden salık beklememekteyiz. Anlık Dergisi olarak da gayretimiz budur ve dergimizin kuruluşundan bu yana çalışmalarımıza katkı koyan tüm dostlarımıza minnettarız.

Ancak Kemalistlerin bugüne ilişkin siyaset okuması yalnızca iktidar partisinin konumlandığı noktanın karşısında yer almaktan ibaret olmamalıdır. Bu nedenle de ivedilikle dış politika, güvenlik, ekonomi, sosyal politikalar, hukuk, kültür politikaları ve turizm gibi alanlarda yol haritası ortaya koyabilecek dünyayı tanıyan ve yorumlayan bir platformun teşkil edilmesi bizce zaruridir. Bizler, Anlık Dergisi olarak bu yönde harcanacak her türlü çabaya katkı koymaya hazırız. Eğer böylesi bir platformun oluşturulması şu an mümkün değilse, uzun vadede Anlık Dergisi’nin amaçlarından birinin de güçlü bir düşünce kuruluşunu ortaya çıkarmak olduğunu ifade etmek isteriz.

Bu amaç doğrultusunda geçtiğimiz günlerde kültür çalışmalarının yapıldığı bir portal aracılığıyla ilk adımımızı atarak konseptimizi genişlettik. Önümüzdeki süreçte de uluslararası politikayı yakından takip eden bir strateji portalını hayata geçirmeyi planlamaktayız. Bu anlamda tüm takipçilerimizi Anlık Dergisi’ne katkı koymaya çağırıyor ve birer çoban ateşi olarak gördüğümüz tüm yapılanmaların varlığına saygı duyularak organize edilebilecek daha profesyonel işlere de omuz vereceğimizi beyan ediyoruz.

Sonuç olarak ideolojik muhitimizdeki düşünsel çölleşmeyi reddettiğimizi ve bunu aşmak için ortaya konacak her türlü fikirsel çabaya omuz vereceğimizi bir kez daha ifade etmek isteriz. Bu bir ayrışma değil; fikirsel derinleşme ve işbirliği çağrısıdır.

Kamuoyuna, saygılarımızla…

Anlık Dergisi Yayın Kurulu

Must Read

Uluslararası İlişkilerde Ekonomik Yaptırımlar ve Türkiye

Uluslararası ilişkilerde ekonomik yaptırımlar, politik amaçlarla, bir veya daha fazla uygulayıcı (devlet, uluslararası örgüt) tarafından bir veya daha fazla hedefe (devlet, yönetim,...

KİTAP İNCELEMESİ:EDEBİYATIMIZIN USTALARININ GÖZÜNDEN ATATÜRK VE DEVRİMİN YÖNÜ, TAYLAN ÖZBAY

            Günümüzün önemli aydın, yayıncı ve yazarlarından Taylan Özbay’ın “Edebiyatımızın Ustalarının Gözünden Atatürk ve Devrimin Yönü” kitabı geçtiğimiz Şubat ayında Telgrafhane Yayınları’ndan...

Emeğe ve Düzene Tutulan Bir Kara Ayna: Ken Loach Sineması

Dijital dönüşüm, yapay zeka ve “insansız” X’ler çağında, tuhaf gibi görünen “makus talih” insanlar ve insanlığın yakasını bırakmıyor. Ne gariptir ki, şimdilerde...

Devrimci Düşüncenin Sönümlenmesi

            Kemalizm, özellikle 90’lı yıllar sonrasında yükselen ulusalcılık dalgasıyla birlikte ortaya çıkışındaki devrimci köklerden kopmuş ve sadece tepkisel bir ideoloji haline gelmiştir....

DÜŞLEMEK, DEVRİMCİ BİR EYLEMDİR

Kemalizm’in altı temel ilkesinden birisi: “Devrimcilik”. Kemalizm’in dogmatikleşmeyeceğinin garantisi gözüyle bakılır bu ilkeye. Üzerinde uzun uzadıya “Devrimcilik denilmesi mi doğru, inkılapçılık denilmesi...